İstanbul'da Beklenen Deprem Riski ve Binaların Güçlendirilmesi


Prof.Dr. Semih S. Tezcan
(1), Erdem Kaya (2), İ. Engin Bal (3)

1 Boğaziçi Üniversitesi, İnşaat Mühendisliği Bölümü

2, 3 Yüksek Öğrenim Eğitim ve Araştırma Vakfı

 

1. GİRİŞ

17 Ağustos 1999 Kocaeli Depremi bir kere daha göstermiştir ki, yapılarımızın deprem güvencesi yoktur veya tesadüflere bırakılmıştır.

Halbuki, günümüz bilim ve teknolojisi, hangi şiddette deprem olursa olsun, yapılarımızın yıkılmadan ayakta durmasını ve depremden hemen sonra kullanılabilir olmasını sağlayacak düzeydedir. Bunda başarılı olamayışımızın nedenleri, bilgisizlik, ilgisizlik ve denetimi hiçe sayan çağ dışı bir sistemin kısır döngüsü içinde bocalayıp duruyor olmamızdır.

2. EKSİKLERİMİZ NELER?

Çağdışı yapı inşaatı sistemimizde bulunan kısır döngü ve eksik yönlerimiz şunlardır:

2.1. Eğitimde Eksiklerimiz Vardır

Bina projelerinin sorumluluğunu üstlenen mimar ve mühendislerimiz, genelde, depreme dayanıklı bina tasarımlama ilkelerini bilmezler. Çünkü, eğitimini almamışlardır. Mimarlar bir neme lazımcılık içgüdüsü ile, olur olmaz yapı düzensizliklerini konfigürasyon tasarımlarına koyarlar, mühendisler depremin avlayacağı zayıf ve püf noktaları bilemezler. Hiç bir üniversitemizde, depreme dayanıklı bina tasarımı dersi mecburi değildir. Bazı üniversitelerimizde, sadece seçmeli ders olarak okutulur.

2.2. Projelerde Çift Denetim Yapılmaz

Bina projeleri hazırlanıp ruhsat almaya giderken, ikinci bir proje bürosunun denetiminden geçmez!

2.3. Yerel Yönetimlerin Denetimi Yetersizdir

Yerel yönetimlerin, her bina projesini ayrıntılı bir şekilde inceleyebilecek teknik eleman gücü (ne sayı itibarı ile, ne de nitelik itibarı ile), yoktur. Çoğu belediyeler, özellikle İstanbul Büyükşehir Belediyesi Sayın Recep Tayyip Erdoğan zamanında, projelerin inşaat Mühendisleri Odası tarafından denetlenmesini iptal ederek, bir nebze olsun eksik ve hataların bulunmasına yarayan bir denetleme sistemini ortadan kaldırmıştır. Çünkü, yasal mecburiyet yoktur, İmar Kanunu denetleme sevmez!

2.4. Müteahhitler Odası

Müteahhitlerin tutumunu onur sistemi içinde denetleyen bir "Müteahhitler Odası" yoktur. Gelişigüzel insanlar İnşaat Müteahhitliği yapar.

2.5. Uygulama Sorumlusu

Müteahhidin bina inşaatını kontrol eden, takip eden bir "Teknik Uygulama Sorumlusu" varsa da, bu sorumlu ya müteahhidi tanımaz, ya inşaata gitmez veya yetenekleri bu inşaatı usulüne uygun denetlemeye yeterli değildir. Üstelik, ücretini müteahhitten aldığı için, onun yapacağı işçilik, malzeme ve imalat kontrollarından hayır gelmez!

2.6. İskân Ruhsatı

Bina inşaatı bitince, iskan ruhsatı vermek için yerel yönetimi temsilen gelen kontrol ekibinin işçilik, malzeme ve imalatın kalite kontrol denetlemesi çok yüzeysel ve yetersizdir. Boyut ve kat adedi kontrolünden sonra sanki herşey usulüne uygun yapılmış gibi iskan ruhsatı verilir!

2.7. Mesleki Sorumluluk Sigortası

Binanın proje safhası ile imalat safhasını içine alan bir Meslek Sorumluluk Sigortası, bir Yapı Sigortası veya Deprem Sigortası ve sigortalamanın getireceği denetim mekanizmaları bulunmadığı için, mal sahibi veya kiracı kaderi ile başbaşa ve sahipsiz bırakılır. Zarar gören halk, zararını tazmin ettirecek yer bulamaz!

2.8. Suçlu Yoktur

Binalar yıkılıp mal ve can kaybı olunca rücu edilecek, yani hesap sorulacak bir kişi veya kuruluş bulunmaz, herkes suçu diğerinin üzerine atar. İncelemeye kalkılsa da ortada tek bir belge bulunmaz. Bilirkişiler, sorumluları bulmakta güçlük çekerler, işler bir çıkmaza girer ve sonuçta suçlu bulunmaz olur. Kala kala Allah’ın takdiri suçlanır!

2.9. Öneriler

Çok kısa ve özet olarak sıralanan bu çarpık düzeni değiştirmek için, muhakkak surette bir reforma, çağdaşlaşmaya ihtiyacımız vardır. Hiç vakit kaybetmeden yapılması gereken işler şunlardır:

A) 17 Ağustos Depremi’nden sonra kurulan ve bilimsel bir platform hüviyeti kazanan Deprem Konseyi, görevini daha etkin yürütmeli, başta üniversiteler olmak üzere, yerel yönetimlerin ve piyasa teknik elemanlarının bilinçlendirilmesinde, müteahhitlerin kayıt altına alınmasında, proje üretimi, yapı denetimi, imalat ve sigortalama gibi hususlarda yasa yapıcıya yol gösterilmesi ve yardımcı olunmasında bizzat görev almalıdır.

B) 3194 sayılı İmar Kanunu ve ilgili Yönetmelikler derhal revize edilmeli, Uzman Mühendislik ve Uzman Mimarlık uygulamaları, inşaat sektörünün her kesimine yaygınlaştırılmalı, Anayasa Mahkemesi’nce yürütmesi durdurulan KHK 595 yerine, batıdaki örneklerini aratmayacak eksiksiz, kusursuz ve çağdaş bir Yapı Fenni Sorumluluk Kanunu çıkarılmalıdır.

C) Sigorta mevzuatı, Mesleki Sorumluluk ile Yapı ve Deprem Sigortasını içerecek ve denetim belgelerinin oluşmasını sağlayacak şekilde değiştirilmelidir.

D) YÖK'ün acil bir kararı ile, Mühendislik ve Mimarlık Fakültelerimizde "Depreme Dayanıklı Bina Tasarımı" dersleri mecburi kılınmalıdır.

E) Hastane, okul, kültürel miras, haberleşme, enerji, ulaşım vb. kamu binalarının ve özel sektöre ait yapıların deprem güvencesi bulunup bulunmadığı, uzman (Üniversiteler ve Türkiye Deprem Vakfı gibi) kuruluşlarca saptanmalıdır, gerekiyorsa güçlendirilmelidir.

F) Binaların, özellikle kamu binalarının depremde hasar görmemesi için, sismik izolasyon teknikleri, enerji yutan viskositeli üst yapı söndürücüleri ve elektromekanik apareylerin deprem anında otomatik olarak devreye girdiği aktif kontrol yöntemleri gibi yüksek teknoloji ürünleri de artık, ülkemizde kullanılır olmalıdır.

3.BiNA HASARLARININ NEDENLERi


3.1.
Dolgu Duvarsız Giriş Katı

Kocaeli depreminde bina hasarlarının ana nedeni, giriş katlarında dükkan ve ticarethane amacı ile dolgu duvarlarının örülmemiş olmasıdır. Adeta, tüm binanın bir bomba gelmiş gibi göçmesine ve en azından giriş katının ortadan kaybolmasına neden olduğu için, bu gibi dolgu duvarsız giriş katlarına "bomba katı" tabirini kullanmak yanlış olmaz. "Bomba katı" binanın tamamına ait olan enerjiyi yutmak ve gene tamamına ait deplasmanı yapmak zorunda olduğu İçin, meselâ sekiz katlı bir binanın tüm yatay deplasmanı giriş katında oluşacağı için, bu sekiz katın deplasmanını yapmaya gücü yetmeyen giriş katı aniden göçmektedir.

Deprem yönetmeliğinde "bomba katı" oluşturulmasından kaçınılması önerilmiştir. Ancak, kanımca Kocaeli depreminde yaşanan büyük facianın en büyük sorumlusu olan bu "bomba katlarının" yapımı, yeni yönetmelik revizyonunda yasaklanmasa bile, mimar ve mühendislerimiz kendileri bunu bir meslek kuralı olarak yasaklamalıdır.

3.2. Sıvılaşma Hasarları

Özellikle, Adapazarı'nda birçok bina, temel altındaki ince daneli ve suya doygun zeminin 0.40 g'yi aşan yatay ivme nedeniyle sıvılaşması sonucu ağır hasara uğramıştır. Sıvılaşma potansiyeli olan bölgeler, uzmanlarca, yerel yönetimlerce saptanmalı ve sıvılaşma riskini azaltacak, mini kazık, çimento enjeksiyonu, çakıl kazıkları gibi yöntemlere başvurulmalıdır.

3.3. Cam Gibi Kırılgan Tuğlalar

Bölme duvarlarında, cam gibi kırılgan delikli tuğla kullanılmış olması, taşıyıcı sisteme ilave bir rijitlik sağlaması ve tersinir deprem titreşimlerinin enerjisini yutması gereken dolgu duvarlarının çok erken devreden çıkmasına neden olmuştur. Dolgu duvarları donatılı olarak inşa edilmelidir.

3.4. Zemin Büyültmesi

Florya ve Avcılar gibi yumuşak zeminlerin bulunduğu yörelerde, taban kayadan gelen sismik dalgaların ivmesi, zemin yüzeyinde yaklaşık dört kere büyültülmüş olduğu için, depremin merkez üssünden 140 km uzakta, beklenmedik göçmeler ve hasarlar olmuştur. Böyle yörelerde sismik büyültme analizi yapılmadan inşaata geçilmemelidir.

3.5. Narin Kolonlar

Genelde kolon boyutları çok narin seçilmiş, bir yöndeki rijitlikleri yetersiz bırakılmış ve kolon sarılma bölgeleri oluşturulmamıştır. Betonun kalitesizliği de bu hususlara eklenince, yıkılma kaçınılmaz olmuştur.

3.6. Bağlantı Yerlerinin Zayıflığı

Özellikle prefabrike yapılarda, deprem deplasmanlarını durduracak çaprazların veya perdelerin yokluğundan ve genellikle bağlantı detaylarının yetersizliğinden kaynaklanan önemli hasarlar oluşmuştur.

4. İSTANBUL'DAKİ BİNALAR


4.1. Kocaeli Depremi İstanbul Depremi Değildir

Bu deprem İstanbul Depremi değil, Kocaeli Depremidir. İstanbul depremi yakınımızda olacak, Kadıköy sahiline en fazla 20-25 kilometre uzaklıkta oluşacak böyle bir İstanbul depreminde, eğer hazırlık yapmazsak İstanbul çok büyük kayıplar verir.

4.2. İstanbul Depremi Ne Zaman Olur?

Her an olabilir. Dolayısıyla, hazırlıklarımızı vakit geçirmeden yapmalıyız. Dileriz, şiddetli bir İstanbul depremi geç gelir de, bu hazırlıkları yapmak için bize vakit bahşeder. Nitekim, sismik tarih bilgisi bize iki büyük deprem arasında en az iki ilâ on yıl gibi hazırlık süreleri geçtiğini göstermektedir.

4.3. Hazırlıklı Olmak Ne Demektir?

Hazırlıklı olmak demek, binalarımızı şiddetli bir İstanbul depreminde yıkılmadan ayakta durabilecek güvenceye kavuşturmak demektir. Kocaeli depreminde binalarımızın, hiç veya az hasarlı olması, onun "depreme güvenceli" olması anlamına gelmez. Eğer, binamız Kocaeli yöresinde olsaydı ve az hasarla depremi atlatmış olsaydı, çok başarılı bir davranış sergilemiş olurdu ve hiçbir şekilde güçlendirilmeye ihtiyacı olmazdı. Ancak, İstanbul'daki binalarımızın böyle bir sınavdan geçmiş olduğunu söyleyemeyiz. Dolayısıyla, İstanbul'da az hasar veya hiç hasarlı bir bina için "depreme güvenceli" dir diyemeyiz.

Yapılacak tek şey, zaman ve finansman olanağı elverdiğince, İstanbul'daki binalarımızı inceletip, gerekiyorsa deprem perdeleri veya diğer uygun yöntemlerle güçlendirmektir. Bu yapılmazsa, gelecekteki şiddetli bir İstanbul depremi bizi affetmez. Doğu Marmara Bölgemizde yaşadığımız felaketi bu sefer İstanbul'da yaşarız.

4.4. Hasarlı Bir Binada Oturulabilir mi?

Hasarın nitelik ve niceliği yakından gözlenerek bir karar verilir. Betonarme bir binada iki cins konstrüksiyon, yani yapı elemanı bulunur. Birinci cins elemanlar "Ana Taşıyıcı Sistem" i oluşturur. Bunlar, temeller, düşey elemanlar yani kolon ve betonarme perdeler, kirişler ve merdivenlerdir, ikinci cins elemanlar, dolgu duvarları, sıva, kaplama v.b. taşıyıcı olmayan elemanlardır.

Taşıyıcı sisteminde, yani kolon ve kirişlerinde çatlak bulunmayan fakat, dolgu duvarları çatlamış veya dolgu duvarlarının kolon ve kirişlerle birleşme yerlerinde açılmalar oluşmuş binalar "Az hasarlı" kategorisine girer. Böyle binalar Kocaeli deprem bölgesinde ise, iskan edilmelerinde hiç bir sakınca yoktur. Ayrıca, güçlendirilmeleri de gerekmez. Çünkü sınavdan geçmişlerdir ve çok şiddetli yeni bir depreme de hazırdırlar.

Eğer, az hasarlı bir bina İstanbul'da ise, böyle bir binanın da iskan edilmesinde geçici bir süre için sakınca yoktur. Ancak, gelecekteki şiddetli bir İstanbul depremi için "güvence saptaması" ve güçlendirme çalışmasına tabi tutulmalıdır. Çünkü, henüz sınavdan geçmemiştir.

Ana taşıyıcı elemanlarında, yani kolon, kiriş ve perdelerinde yarım milimetreden daha fazla kalınlıkta çatlak bulunan veya demir donatıları açılmış ve burkulmuş binalarda iskan edilmesi sakıncalıdır. Orta hasarlı denilen bu tip binaların vakit geçirilmeden onarılıp güçlendirilmesi gerekir.

4.5. Güvence Saptaması Ne Demektir?

Güvence saptaması, bir binanın gelecekteki şiddetli bir depremde yıkılmadan ayakta durmasını sağlayacak olan güçlendirmeleri belirlemek amacı ile yapılan geniş kapsamlı, disiplinlerarası bir etüdler manzumesidir. Böyle etüdler, konularında uzmanlaşmış kişi veya kuruluşlarca yapılmalıdır. Ülkemizde, bu cins yüksek teknoloji ve bilgi birikimi isteyen ve deprem mühendisliği uzmanı olan inşaat mühendislerine veya bu konunun uzmanı olan akademisyenlere, kurum ve kuruluşlara, üniversitelerimizin inşaat mühendisliği bölümlerine veya Türkiye Deprem Vakfı'na müracaat edilebilir.

4.6. Güvence Saptaması Nasıl Yapılır?

A) Zemin şartları etüd edilir. Temellerin durumu için geoteknik bir değerlendirme yapılır. Oturma, kayma ve sıvılaşma yönünden incelenir.

B) Taban kayanın derinliği, tabakalaşma ve yumuşak zemin şartları göz önüne alınarak, sismik dalgaların ivme büyültme analizi yapılır. Bunun için bina altından taban kayaya kadar zeminin jeofizik ve geoteknik parametrelerine ihtiyaç vardır.

C) Binanın projeleri yoksa, mimari ve statik röleve alınır. Projeleri varsa, yer yer imalatın projeye uygun yapılmış olup olmadığı kontrol edilir. Donatı yerleri, çap ve aralıkları özel aletlerle yerinde tayin edilir.

D) Betonlardan karot alınarak laboratuarda kalite deneyleri yapılır.

E) Ultrason, Schmidt çekici denilen aletlerle, beton kalitesi kontrol edilir.

F) Taşıyıcı sistemin, en şiddetli bir depremde, üç boyutlu olarak titreşim analizi yapılır ve depremin getireceği "zorlanma kuvvetleri" belirlenir.

G) Mevcut kolon ve kirişlerin taşıyabileceği maksimum "dayanım güçleri" hesaplanır.

H) Mevcut dayanım güçlerinin, depremin getireceği zorlanma kuvvetlerinden daha küçük olduğu kritik ve zayıf noktalar belirlenir. Çünkü, depremde bu gibi kritik ve zayıf noktalar en önce göçer.

l) Binada hiç bir kritik ve zayıf nokta bırakmayacak şekilde, binanın deprem perdeleri ile veya diğer yöntemlerle güçlendirilmesi için öneriler hazırlanır.

J) Bina yeterince güçlüyse veya yeterince güçlendirildikten sonra, "Bu bina depreme güvencelidir" sertifikası verilir.

4.7. "Güvence Saptaması" Raporuna Nasıl Güven Duyulur?

Eğer, gönül rahatlığı isteniyorsa; özel kişi veya kuruluşlara yaptırılacak güvence saptaması etüdleri ile bu etüdler sonunda hazırlanacak rapor, muhakkak surette deprem mühendisliği konusunda uzmanlaşmış bir üniversiteye (İTÜ, BÜ, ODTÜ-Yıldız v.b.) veya bu şekilde yetenekli öğretim üyelerinden oluşan geniş bir Danışmanlar Kurulu bulunan Türkiye Deprem Vakfı'na gösterilip onların onayı alınmalıdır.

4.8. Onarım ve Güçlendirme Çalışmalarını Kim Yapar?

Deprem bölgelerinde, Âfet işleri Komisyonlarınca ortak hasarlı olarak sınıflandırılmış bir binanın onarım ve güçlendirilmesini bundan evvelki depremlerde (1992 Erzincan, 1995 Dinar, 1998 Adana) daima Devlet üstlenmiştir. Hem projeler hem imalat Devlet eliyle ve Üniversiteler aracılığıyla yürütülmüştür. Ancak, 1999 Kocaeli depreminde orta hasarlı bina sayısı 80 binin üzerinde olduğu için, üniversitelerin ve devletin bu işin altından kalkması mümkün değildir. Onun için, hak sahiplerinin kendileri özel sektörde yer alan yetkili uzman kişi ve kuruluşlara başvurarak projelerini ha-zırlatmalı ve hazırlanan bu projeler bir üniversite öğretim üyesinin (BÜ, İTÜ, ODTÜ, Yıldız v.b.) onayından geçtikten sonra mal sahibi tarafından uygulanabilir olmalıdır.