|
 |
MEVCUT BİNALARIN DEPREM
GÜVENLİĞİNİN BELİRLENMESİ ve
GÜÇLENDİRİLMESİ
Genel
Kurallar
Prof.Dr. Zekai Celep İstanbul Teknik
Üniversitesi |
|
1. Mevcut
binalarda durumun değerlendirilmesi ve taşıyıcı sistemin
belirlenmesi
2. Taşıyıcı
sistemin deprem güvenliğinin belirlenmesi
3.
Onarım ve güçlendirme malzemeleri
3.1. Tamir harçları ile onarım
3.2. Püskürtme beton ile onarım ve
güçlendirme
3.3. Epoksi reçinesi ile onarım ve
güçlendirme
3.4. Çelik şeritlerle onarım ve güçlendirme
3.5. Lif takviyeli plastik
levhalarla onarım ve güçlendirme
4. Güçlendirme projesinin
ilkeleri
5. Güçlendirme
projesinin hazırlanması
5.1.
Betonarme çerçeveli binalar
5.2. Betonarme perdeli binalar
5.3. Yığma
binalar
|
6.
Taşıyıcı sistem elemanlarının güçlendirilmesi
6.1. Kirişin güçlendirilmesi
6.2. Kolonun
güçlendirilmesi
6.3. Kiriş-kolon birleşim bölgesinin
güçlendirilmesi
7. Taşıyıcı
sistemin perde eklenmesi ile güçlendirilmesi
7.1. Betonarme perdelerle
güçlendirme
7.2. Çelik çaprazlarla
güçlendirme
8. Yığma yapılarda onarım ve güçlendirme
8.1. Deprem yönetmeliğinde yığma yapı
8.2. Mevcut durumun belirlemesi ve
değerlendirilmesi
8.3. Deprem güvenliği
incelemesi
8.4. Onarım ve
güçlendirme
9. Konu ile
ilgili yayınlar |
1. MEVCUT BİNALARDA DURUMUN
DEĞERLENDİRİLMESİ VE TAŞIYICI SİSTEMİNİN
BELİRLENMESİ
Mevcut
binaların deprem etkisindeki davranışı değerlendirilerek, bu etkiye
karşı hassas olanların belirlenmesi ve ilgili tedbirlerin alınması,
deprem mühendisliğinin önemli bir bölümünü meydana getirir. Deprem
etkisinde, insan hayatını tehlikeye düşürerek kabul edilemeyecek
hasarın meydana gelebileceği durumlar aşağıdaki gibi sıralanabilir:
a) Binanın tümünün göçmesi, b) Binanın bir bölümünün tamamen
göçmesi, c) Bina giriş ve çıkışının kurtarma işlemlerini
engelleyecek şekilde kapanması. Mevcut binaların bu açıdan
zayıf noktalarının belirlenerek değerlendirilmesi önemlidir. Bu tür
değerlendirmeler, genellikle taşıyıcı sistemi hasar gören binalar
için, taşıyıcı sistemi tespit edilemeyen eski binalar için,
taşıyıcı sisteme ait bilgileri bulunmayan binalar için ve taşıyıcı
sistemi yetersiz binalar için yapılır. Bu değerlendirme değişik
hassasiyetlerle yapılabilir. Bunlardan en basiti binayı dolaşıp
taşıyıcı sistemi hakkında bilgi toplayıp bunu değerlendirmek
olarak ifade edilebilir. Binanın yönetmelik kurallarını kullanarak
deprem altındaki kesit etkilerini hesap etmek, bunları taşınabilecek
kesit büyüklükleriyle karşılaştırmak ise oldukça ayrıntılı
değerlendirmeye karşı gelir. Binaların depremden sonra topluca
incelenmesi sırasında bina sayısının çok olması nedeniyle basit
yöntemin kullanılması uygun olurken, mevcut bir binanın güvenliğinin
incelenerek güçlendirilmesinin yapılması durumunda ise ayrıntılı
incelemenin yapılması gerekli olur.
Genellikle eski binaların projesini bulmak mümkün olmaz. Bu
durumda binanın mimari rölövesi ile taşıyıcı sistem rölövesinin
hazırlanması gerekir. Kolon ve perdelerin yerleşim durumu ile
kirişlerin plandaki düzeninin belirlenmesi için bazı duvarların
kırılması gerekebilir. Özellikle kirişlerin bölme duvarları
içinde kalması veya asmolen döşemelerde geniş kirişlerin döşeme
içinde bulunması taşıyıcı sistemin belirlenmesi için büyük zorluk
çıkarır. Mevcut yapının incelenmesi deprem hasarı görmüş bir
yapınınkine benzer şekilde aşağıdaki adımlardan geçilerek
yapılabilir:
a.
Binanın mimari rölövesinin hazırlanması: Elde proje mevcut
değilse, hazırlanacak rölövede binanın hacimlerinin kullanım
şekillerinin, kapı ve pencere yerleri ve boyutlarının belirtilmesi
gerekir. Mevcut bir mimari plan varsa, bunun yerinde uygunluğu
kontrol edilerek gerekli değişiklikler not edilmeli ve banyo ve
mutfakta tesisatın bağlı olduğu yerler gösterilmelidir.
b.
Binanın taşıyıcı sistem rölövesinin hazırlanması: Betonarme
proje yoksa, bu rölövede; kiriş, kolon ve perde yerlerinin ve
boyutlarının belirtilmesi, kat yüksekliklerinin bulunması gerekir.
Bunun gibi, merdiven kısmı esas alınarak döşeme yüksekliği ve döşeme
türü tespit edilebilir. Binada temel yer yer açılarak temel düzeni,
temelin geometrik boyutları, derinliği ve bağ kirişlerinin
durumu belirlenmelidir. Temellerin yerel veya dışardan açılması
yeterli olabilir. Eğer binanın statik ve betonarme hesapları ve
ilgili çizimleri varsa, bunun yerinde uygunluğu açıklık ve eleman
boyutları ve doğrultuları bakımından kontrol edilerek gerekli
değişiklikler not edilmelidir.
c.
Binanın hasar rölövesinin hazırlanması: Eğer binada bir deprem
hasarı mevcutsa, hazırlanan taşıyıcı sistem rölövesi esas alınarak,
binada her katta, bölme duvarı, kolon, kiriş, kiriş-kolon birleşim
bölgesi, perde ve temel hasarı işlenmelidir. Binada, varsa dönme
veya temelin zemine batması durumları not edilmelidir. Özellikle,
çatlakla kesilmiş veya dağılmış kolonlar belirlenmeli ve bunların
depremden önceki durumuna getirilebilmesi için epoksi
reçinesi enjeksiyonu veya mantolama gerekip gerekmediğine karar
verilerek, hasar rölövesine kayıt edilmelidir. Dört tarafından
mantolanma gerektiren kolonların veya kiriş-kolon düğüm
bölgelerindeki çatlaklara epoksi uygulaması gerekmeyebilir.
Binaların büyük bir kısmının kolon
mantolanması veya perde ilavesi ile güçlendirilebileceği gözönünde
tutularak, hasar tespiti sırasında güçlendirme perde yerlerinin
belirlenmesi ve güçlendirme perdelerinin hasar gören ve mantolanması
gereken kolonlara en azından bir kenarından bitişik yapılması,
mantolama ile perdeyi beraber ortaya çıkaracağı için tercih
edilmelidir. Hazırlanacak hasar raporuna varsa çatı hareketi veya
göçmesi, kalkan duvarlarının ve bacanın yıkılması gibi hususlar
işaretlenerek, yerinde alınacak tedbire karar verilmelidir. Bu
tedbirler, bacaların kısaltılması, kalkan duvarlarına düşey ve yatay
hatıl konulması, çatının döşemeye bağlanması şeklinde
olabilir.
Hazırlanan kat kalıp planları esas alınarak binadaki hasarın
incelenmesi ve bunların bu planlara işlenmesi, taşıyıcı sistem
elemanlarındaki hasarın belirtilmesi yanında bölme duvarlarındaki
´ çatlaklarının ve hasarın derecesi de
binanın depremden etkilenme derecesini göstermesi bakımından
önemlidir. Taşıyıcı sistem elemanlarında hasar, kiriş ve kolonlarda
çatlak olarak ortaya çıkar. En önemli hasar kolon-kiriş birleşim
bölgelerinin depremde zorlanmasından oluşan çatlaklar, beton
dökülmeleri veya donatı burkulmalarıdır. Depremden sonra kolonlarda
betonun bölgesel boşalması ve donatının burkulması gibi önemli
hasarların meydana geldiği gözlemiştir. Binanın merdiven bölgesi
taşıyıcı sistemin düzenli olmadığı bir bölümdür. Bu nedenle burada
özellikle duvar hasarları daha çok kendini gösterir. Genellikle
hasar zemin katta yoğunlaşmış olarak görülür, üst katlara
çıkıldıkça hasar azalır. Yurdumuzda kalıp işçiliğinin kaliteli
olmadığı yerlerde, meydana gelen kusurları örtmek amacıyla kalın
sıva kullanılır. Bu ise, büyük sıva çatlaklarının oluşmasına sebep
olur. Bazı durumlarda, bu çatlaklar taşıyıcı elemanlarda devam
etmeden yüzeyde kalabilir. Bunun gibi, merdiven kolu plağında ve
bunun sahanlık plağı ile birleşim yerinde hatalı donatı uygulamasına
yaygın olarak rastlanır. Bu durum deprem hasarlarının buralarda
yoğunlaşmasına sebep olur.
d. Binada beton kalitesinin
belirlenmesi:
Binada beton kalitesi en az üç karot numunesi alarak
belirlenmelidir. Karot sayısı binanın büyüklüğüne göre
arttırılabilirse de, bulunan mukavemetin ortalama bir değer olması
ve bunların alınan elemanları zayıflatacağı düşünülerek,
çoğaltılması tercih edilmeyebilir. Karot değerleri, her katta en az
üç kolon veya perdede yapılacak darbeli çekiç deneyleri ve ses hızı
ölçümü deneyleri ile karşılıklı korelasyon kurularak
yaygınlaştırılır. Ölçülen bu değerler ile karot sonuçları arasında
korelasyon kurularak, beton kalitesi konusunda oldukça
gerçekçi sonuç elde etmek mümkündür. Güvenlik belirlenmesinde ve
güçlendirme projesinin hazırlanmasından önce beton dayanımın daima
karot deneyleri ile desteklenmesi tercih edilmelidir. Karotların
varsa perdelerden alınması tercih edilmeli ve donatının
kesilmemesine özen gösterilmelidir. Bulunan beton dayanımlarından
taşıyıcı sistem hesabında esas olan beton dayanımının bulunmasında
fcd = fck / g mc ifadesinin kullanılmasında, betonun
yerleşmiş olduğu ve deney sonuçlarının olabilecek bu tür hataları
içerdiğini kabul edilerek g
mc nin 1.5 daha küçük bir değer kabuk
edilebileceği unutulmamalıdır. Daha belirgin bir kabul yapılamaz ise
g mc =
1.25 değeri
alınabilir.
e. Binada donatı kalite ve düzeninin
belirlenmesi: Binada
bodrum veya zemin katta açılacak en az üç kolonda pas payı
kaldırılarak boyuna donatı ve enine donatı miktarı ve düzeni tespit
edilmelidir. Kolonların biri bütün kenarlarından açılabilirse de,
diğerlerinin bir veya iki kenardan açılması mevcut sistemi
zayıflatmamak bakımından tercih edilmelidir. Benzer şekilde
seçilecek üç kirişte donatı, açıklıkta ve mesnet kesitine yakın
alttan bakılarak, boyuna donatı düzeni pilye sayısı ve enine donatı
aralık ve çapı tespit edilebilir. Donatılarda korozyon
nedeniyle çap
küçülmesi varsa belirlenmelidir. Kullanılacak manyetik aletle
donatının belirlenmesi işlemi yaygınlaştırılabilir. Bütün bu
bilgilerin elde edilmesinde daima belirsizliklerle karşı karşıya
bulunulacağı gözden uzak tutulmamalıdır.
f. Geoteknik bilgilerin
belirlenmesi: Temel zeminine ait geoteknik bilgilerin toplanması için
muayene çukuru açılabileceği ve sondaj yapılabileceği gibi, çevrede
elde edilen benzer bilgilerden de faydalanılabilir. Yapılacak
işlemlerin seçimi, güçlendirme işlemlerinin kapsamına bağlı
olacaktır. Geoteknik inceleme sonucu yapısal hasar ve muhtemel
güçlendirme sistemi ile doğrudan ilgili parametreler, olan zeminin
tabii birim hacim ağırlığı, zemin emniyet gerilmesi ve yatak
katsayısı olarak verilmelidir. Bölgedeki deprem durumu
gözönüne alınarak zemin karakteristik periyotları ve etkin yer
ivmesi katsayısı da belirtilmelidir. Yeraltı su seviyesi hakkında
bilgi ve binadaki temel durumu ve temel derinliği de geoteknik
inceleme sırasında tespit edilebilir.
2. TAŞIYICI SİSTEMİN DEPREM
GÜVENLİĞİNİN BELİRLENMESİ
Binanın
taşıyıcı sisteminin durumu ve varsa taşıyıcı sistem çözümlemesi
incelenmelidir. Taşıyıcı sistemde yüklerin iletilmesinde açıkça
belirlenen önemli bir eksiklik güvenliğin olmadığına karar verilmesi
için yeterli olabilir (alt katlarda kolon kaldırılması gibi). Mevcut
binanın Deprem Yönetmeliği esas alınarak incelenmesinde genel olarak
iki problemle karşılaşılır.
Bunlardan birisi yönetmelikte tanımlanan deprem kuvvetlerinin
taşınması, bu yükler altında kesitlerin ve donatılarının
yeterliliğinin kontrol edilmesidir. Taşıyıcı sisteme duyulan güven
oranında, deprem yükleri Deprem Yönetmeliği’nde öngörülen yükler,
kamu yapıları dışında, en fazla 0.25 oranında azaltılarak hesaba
katılabilir ve yapılacak kontrollerde kirişlerde mesnet ve açıklık
kesitlerinin aralarının yardımlaşmaları ile aynı katta bulunan
kolonların yardımlaşmaları (denge koşulu korunarak momentlerin
kesitler veya elemanlar arasında aktarılması) hususları da gözönüne
alınabilir. Örneğin, kolonların G+Q yüklemesi
altında oluşan normal kuvvetler gözönüne alınarak, her katta kolon
kesitlerinin taşıyabileceği eğilme momenti bulunabilir. Bu eğilme
momentinden kolonun taşıyabileceği kesme kuvveti hesaplanabilir.
Bunun gibi, kolonda etriye durumu esas alınarak taşıyabileceği kesme kuvveti bulunur. Bu iki değerden küçük
olanı kolon kesme kuvveti kapasitesi kabul edilebilir. Bir kattaki
kolon kesme kuvvetleri toplanarak deprem kesme kuvveti ile
karşılaştırılarak gözönüne alınan katın deprem güvenliğine karar
verilebilir.
Bina
taşıyıcı sisteminin sağlaması gereken diğer bir grup yönetmelik
koşulları da sünekliğin sağlanması ile ilgili hususlar ve kapasite
tasarım ilkeleridir. Bunlardaki eksiklikler bir ölçüde taşıyıcı
sistem davranış katsayısının seçimi ile gözönüne alınabilir.
Taşıyıcı sistemin durumuna göre süneklikle ilgili konular (etriye
sıklaştırması, beton kalitesi, donatı düzenindeki özen gibi
hususlar) ve kapasite taşarımı ile ilgili konular (kuvvetli kolon
tasarımı, kiriş-kolon birleşim bölgesi, kesme kuvveti
hesabının mevcut eğilme donatısına göre yapılması gibi hususlar)
taşıyıcı sistem davranış katsayısı çerçeve türünden yapılar için
R = 4
(normal süneklikte yapı) ve R = 8 (yüksek süneklikte yapı) arasında bir
değer seçilerek gözönüne alınabilir. Bununla beraber tüm süneklik
koşullarının sağlanması, mevcut bir yapıda ender gerçekleşecek bir
durum olup, ancak bu durumda R = 8 alınabileceği unutulmamalıdır.
Perdeli yapılar için de aynı durum sözkonusudur. Kamu yapılarının
deprem güvenliğinin belirlenmesinde, Deprem Yönetmeliği’nde
öngörülen yüklerin azaltılmadan hesaba katılması gerekir. Deprem
yüklerinin taşınmasında mevcut sistem gözönüne alınırken eğer
belirsizlikler varsa mevcut sistemin kapasitesi 0.85 katsayısı ile
azaltılabilir.
Yukarıda
açıklandığı gibi, mevcut yapının süneklik seviyesi en başta olmak
üzere, beton kalitesinin ve donatı durumunun belirlenmesinde pek çok
belirsizlik sözkonusudur. Bu nedenle deprem güvenliği
belirlemesinin, matematik bir problemin çözümü olmadığı
unutulmamalıdır. Çözüm ve kontroller birden fazla beton
kalitesi ve deprem yükü azaltma katsayısı için yapılmalı ve
karşılaştırılarak sonuca ulaşılmalıdır.
Mevcut
taşıyıcı sistemin kusurlarının tespiti için binanın mevcut durumu
TS500 ve 1998 Deprem Yönetmeliği esas alınarak düşey yük ve deprem
etkisi altında (1.4G+1.6Q) ve (G+Q+E) çözümlemesi yapılacaktır.
Kesit kontrolünde, eğer binanın projesi yoksa, sınırlı sayıda
yapılan donatı tespitleri gözönüne alınabileceği gibi, minimum
donatı şartları da kullanılabilir. Yapılan bu inceleme ve
kesit kontrolü ile tespit edilen hasar sebepleri hakkında yorum
yapılması mümkün olur ve deprem yüklemesi altındaki taşıyıcı
sistemin davranışı belirlenir.
3. ONARIM VE GÜÇLENDİRME
MALZEMELERİ
Betonarme yapı elemanları için günümüzde çok değişik
güçlendirme malzemeleri mevcuttur. Bunlar, özellikleri yüksek olduğu
oranda pahalı olup, uygulaması daha çok özen ister. Dikkatsiz ve
rasgele yapılacak uygulamadan malzemeden beklenen verimin alınması
mümkün değildir. Bu tür malzemelerin seçiminde yaygın kullanım
alanı bulmuş, şantiye koşullarına uygun olanları tercih etmek
yerinde olur. Malzemenin satın alınması sırasında imalatçısından
teknik destek sözü de alınmalıdır. Uygulama sırasında en az günlük
belirlenecek deneylerle malzemenin ve uygulamanın kalitesi
kontrol edilmelidir. Yapının kalitesinin düşük olması ve çok
belirsizlikleri içermesi durumunda, ileri teknoloji ürünleri yerine,
olabildiğince uygulaması basit yaygın kabul görmüş malzemeleri
tercih etmelidir. Örneğin, beton kalitesi çok düşük bir
elemanda epoksi enjeksiyonu, çelik şeritlerle onarım ve karbon
lifli malzeme uygulamasının vereceği sonuç şüpheli olacaktır.
Ayrıca, onarım ve güçlendirmeye son kararın maliyet analizi
yapıldıktan sonra verilmesi gerekir.
3.1. Tamir harçları ile
onarım
Tamir harçları elemanlarda yerel
olarak ortaya çıkan beton hasarlarının giderilmesinde yaygın biçimde
kullanılır. Yüksek basınç dayanımına ve aderans özelliğine sahip
olan bu harçların seçiminde, uygulandığı beton yüzeyle iyi
yapışması, alt tabaka ile aynı elastiklik modülü, ısı genleşme
katsayısına sahip olması beklenir. Bu suretle yükleme durumunda ve
sıcaklık değişimiyle ek gerilmelerin çıkması önlenmiş olur. Tamir
harcı uygulanan yüzey dışa açık olduğu için atmosfer koşularına
dayanıklı olması ve düşük geçirimliliğe sahip olması tercih
edilmelidir. Tamir harçları küçük hacimlere uygulandığı için, kalıp
kullanılıyorsa, yüksek akışkanlık ve kalıpsız uygulanıyorsa yüksek
yapışma özelliği önemli olur. Kururken büzülmesinin düşük olması ve
işlenebilme için su/çimento oranını düşürmek amacıyla
süper akışkanlaştırıcı içermesi de tercih sebebidir.
Tamir
harcı uygulamadan önce yüzeydeki harç, gevşek parçalar, bozulmuş
hasar görmüş beton, yağ, boya kalıntıları, kireç, toz ve kir
temizlenmeli, yüzey pürüzlendirilmelidir. Kesitte bulunan donatı
çeliği kumlanarak, üzerindeki pas temizlenmeli ve üzerine korozyona
karşı koruyucu bir kimyasal sürülmelidir. Mevcut donatının kesiti
korozyon sebebiyle küçülmüşse, yeni donatı çubukları ilave
edilmelidir. Tamir harcı uygulanacak
yüzeyde su
sızıntısı mevcutsa, bu sızıntı durdurulmalıdır. Eğer tamir harcı
uygulaması 20mm den kalın olacaksa ve etriye yoksa,
harç kalınlığındaki gerilmeleri alabilmek için, yüzeye tel veya
çelik hasır bağlanmalıdır. Konulan hasırla yüzey arasında tamir
harcının nüfuz edebilmesi için biraz boşluk bırakılmalıdır.
Donatısız yüzeydeki veya donatı üzerindeki harç kalınlığı en az
10mm
olmalıdır.
Donatı
çubukları veya hasır yerleştirildikten sonra, tamir harcı
uygulamasından önce kesit suya doygun hale getirilmelidir. Harç
kalıp içine dökülüyorsa, kalıbın özel açılma pencereleri
bulunmalıdır. Döküm işlemine başlamadan önce ahşap kalıplar
ıslatılmalıdır. Böylece harcın içindeki suyun emilmesi önlenmiş
olur. Tamir harcı mala ile sürülebileceği gibi,
püskürtülerek de uygulanabilir. Harcın
düzeltme işleminden sonra, sıcaklık veya rüzgar gibi nedenlerle
hızla kuruyarak içindeki hidratasyon suyunu kaybetmemesi için,
bitmiş kesite bakım yapılmalıdır.
3.2. Püskürtme beton ile onarım ve
güçlendirme
Aşağıda
açıklanan mantolama yöntemi ile yapılacak güçlendirmede, beton
kalınlığının az olduğu durumlarda, kalıp yapılması ve betonun
yerleştirilmesi zordur. Böyle durumlarda araç, gereç ve beceri
kazanmış eleman varsa, püskürtme beton uygulanabilir. Bu uygulama
için gerekli donanımın sağlanması külfetini
karşılayacak miktarda işin olması da karar için bir
etkendir.
Püskürtme beton, yeni inşa edilen yapıların yanında özellikle
eski yapıların onarım ve güçlendirme işlerinde geniş bir kullanım
alanı bulur. Mevcut kârgir, ve betonarme yapıların yüzlerinin beton
tabakasıyla kaplanmasında ve güçlendirilmesinde kullanılır.
Püskürtme betonun, özellikle kalıp yapmanın zor olduğu veya ekonomik
olmadığı yerlerde, betonun yerleştirilmesi ve sıkıştırılmasının güç
olduğu veya betonun ince bir tabaka olarak uygulanması
gereken yerlerde kullanılmasının uygun olduğu
söylenebilir.
Başarılı
bir püskürtme betonun elde edilmesi, donatının uygun seçilmesi ve
yerleştirilmesine de bağlıdır. Küçük çaptaki onarım işlerinde donatı
kullanılmayabilir. İşin şekline ve beton kalınlığa göre yuvarlak
veya hasır donatı kullanılır. Donatı, püskürtme sırasında yerini
koruyacak ve az yaylanacak şekilde yerleştirilmelidir. Donatı hasırı
pimlerle veya takozlarla beton püskürtülecek yüzeye bağlanarak bu
koşul yerine getirilebilir. Küçük çaplı
donatılar tercih edilmeli ve gerektiğinde kullanılan büyük çaplı
donatının beton tarafından sarılmasına özen gösterilmelidir. Ayrıca;
donatı, beton karşı taraftan ve düşeyden az bir sapma ile
püskürtülebilecek şekilde yerleştirilmelidir.
Donatıların etrafında betonun boşluk bırakmadan püskürtülmesini
sağlayacak kadar mesafe bulunmalıdır. Donatıların birbirine,
donatının kalıba veya donatının arka yüzeye mesafesi olan bu aralık,
en büyük dane büyüklüğüne ve donatının çapına bağlı olmakla beraber, genellikle 50mm önerilir. Püskürtme beton
kalınlığının 50mm den büyük olduğu durumlarda bir
konstrüktif donatı (büzülme donatısı gibi) koymak uygun olur.
Projede öngörülen yerlerine itinalı bir şekilde yerleştirilen
donatılar temiz ve aderansı zayıflatacak şeylerden arınmış
olmalıdır. Gerek çubukların ve gerekse hasır donatının ek yerlerinde
zayıf bölgelerin oluşmasını önlemek için önlem
alınmalıdır.
Püskürtülen betonun bir kısmı püskürtme yerindeki sert
yüzeye, donatıya veya daha evvel yapılan betona çarparak geri
sıçrar. Bu geri sıçrayarak kullanılmaz hale gelen beton oranı
püskürtme basıncı, çimento ve su miktarı, agreganın en büyük dane
büyüklüğü, donatının miktar ve şekli ile püskürtme tabakasının
kalınlığına bağlıdır. Bunlarda değişiklik
yapılarak azaltılabilirse de, püskürtme yüzeyinin eğimi önemlidir.
Genel olarak sıçrama oranı döşeme gibi yatay yüzeyler için %5~15,
duvar gibi düşey yüzeyler için %15~30 iken, tavanlarda yapılan
uygulamada bu oran %25~50 arasında değişir. Sıçrama başlangıçta
büyük olursa da, daha sonra ilk betonun yüzeye yapışmaya
başlamasıyla azalır. Daha çok iri veya çimento hamuru ile sarılmamış
malzeme geri sıçradığı için, yüzeyde kalan betonun çimento miktarı
yüksektir. Bu durum betonun dayanımını arttırırsa da, betonu
büzülme çatlaklarına karşı hassas duruma getirir. Ayrıca, danelerin
sıçraması sonucu betonda daha ince daneli agrega çoğalır, az da olsa
elek eğrisi değişir. Sıçrayan beton, ne yapışan betona katılmalı ve
ne de püskürtme betonun hazırlanmasında kullanılan
malzemeye karıştırılmalıdır.
3.3. Epoksi reçinesi ile onarım ve
güçlendirme
Epoksi
ve benzeri reçineler beton çatlaklarının doldurulmasında ve ince
çelik elemanları betona yapıştırmak için kullanılır. Uygulamada
epoksi; bu türden olan sıvı reçineler (epoksi, poliester,
poliüretan, akrilik gibi) için genel anlamda kullanılmaktadır.
Reçineyi oluşturan kimyasal birleşenlerin çeşitlerine ve kimyasal
yapılarına, kullanılma oranlarına ve eklenen maddelere bağlı olarak
pek çok türleri mevcuttur. Bu nedenle
amaca uygun
reçinenin seçilmesi önemlidir. Bir mukayese olması bakımından
betonun ve epoksi reçinesinin mekanik özellikleri Tablo 1.de
verilmiştir. Genel olarak reçinenin kullanım sırasındaki sıvı
döneminin uzun olması ve hemen kapta sertleşmeye geçmemesi istenir.
Reçinenin betona, yığma duvara ve çeliğe yapışma özelliği çok iyidir
ve bu bağda nemle bir azalma görülmez. Uygulamadaki nem ve sıcaklığa
bağlı olarak, enjeksiyondan sonra sıcaklıkla sertleşme
çabuklaştırılabilir. Genel olarak reçineler 100°C nin
üzerinde
dayanımlarını kaybederler. Bu nedenle kullanımları sınırlı kalabilir
veya yangına karşı korunmaları gerekebilir. Viskozitelerinin enjekte
edilecek çatlağın kalınlığına uygun olması gerekir.
Epoksi;
betonarme perdeler, kolonlar, döşemeler ve kirişlerdeki çatlakların
onarımında yaygın bir şekilde kullanılır. Bu yöntemde çatlak ve
boşluklar epoksi malzemesi ile doldurulur. Uygulamaya başlamadan
önce beton içinde ses hızı ölçülerek çatlak ve boşluk durumu
hakkında bir tespit yapılır. Çatlaklar boyunca yaklaşık
100~150mm derinliğinde ve
10mm çapında,
yeterli sayıda delik açılır. Yüzeyde çatlağın dış kısımları
genişletilerek V
şekline getirilir. Açılan deliklerdeki toz ve gevşek beton parçaları
hava ile emilerek temizlenir. Daha sonra çatlağın dış yüzü,
enjeksiyonun dışarı çıkmaması için, pasta kıvamlı bir epoksi ile
çatlak boyunca yapıştırılır. Açılan deliklere basınçlı uygulama için
memeler yerleştirilir. Bu küçük elemanların kenarlarının sızdırmaz
bir şekilde kapatılması önemlidir. Uygulamaya en düşük
seviyedeki memeye
epoksi enjeksiyonu ile başlanır ve epoksinin üst komşu memeden
çıkması beklenir. Bu durumda ele alınan meme ucu kapatılarak benzer
işlem için daha üstteki memelere geçilir. Epoksi enjeksiyonunun
bakımı yapıldıktan sonra, bu bölgelerde tekrar ses
hızı ölçülür. Eğer düzensizlikler olduğu gözlenirse işlem
tekrarlanır. Epoksi enjeksiyonunda üreticinin öngördüğü kurallara
uyulması ve enjeksiyonda ilgili basıncın uygulanması
önemlidir.
Epoksi
enjeksiyonu genellikle genişliği 0.5~5mm arasındaki
çatlaklar için başarı ile uygulanır. Çatlak genişliğinin küçük
olduğu durumda (0.1~0.5mm), çatlağın bulunduğu kesitin kum ve
fırça ile temizlenmesinden sonra, epoksi dış yüzeyden doğrudan
doğruya fırça ile uygulanır. Daha geniş çatlaklarda; rötre, sünme ve
sıcaklık etkilerini azaltmak için ek bir doldurucu malzemenin
kullanılması önerilir. Çok geniş çatlaklarda çatlak ince kumla
doldurulduktan sonra epoksi enjeksiyonu uygundur.
Epoksi
kullanımında yerel çatlak onarımı yapıldığı unutulmamalıdır. Bir
elemanı veya bir bölgeyi güçlendirmek için genellikle tek başına
kullanılmaz. Güçlendirme işleminde diğer yöntemlerle beraber epoksi
uygulaması tercih edilir. Örneğin, ek beton kesitlerinin elde
edilmesinde mevcut beton yüzü temizleyip epoksi sürüldükten sonra
yeni betonun dökülmesi aradaki kaynaşmaya yardımcı olur. Böyle
bir durumda da mekanik bazı ek önlemlerin (dikiş donatısı gibi)
alınması önerilir. Uygulamanın özel malzeme, işçilik ve alet
gerektirmesi maliyeti arttırır.
Epoksi
uygulamasının başarısı, bu yöntemle onarılmış silindirler üzerinde
yapılacak deneylerle kontrol edilebilir. Başarılı bir uygulamada,
silindirin onarılan epoksi-beton yüzeyinden değil, yeni çatlaklarla
kırılması gerekir. Deprem yüklemesini temsil etmek üzere yapılan
tersinir yükleme deneylerinden, onarım gören
kirişlerin çok iyi enerji yutma kapasitesine sahip oldukları
belirlenmiştir. Donatıdaki pekleşme nedeniyle, onarılmış kirişlerin,
çatlamamış kirişlere göre daha dayanıklı oldukları gözlenmiştir.
Ancak, muhtemelen bütün çatlakların doldurulmaması nedeniyle bu
tür kirişlerde daha esnek davranış ortaya çıkar. Sonuç olarak,
epoksi uygulamasını konu alan deney sonuçlarının genellikle olumlu
olduğu söylenebilir. Ancak, kiriş-kolon birleşim bölgelerindeki
donatının aderans çözülmesi bu onarım türünün bir üst sınırı olarak
görülebilir. Yangına karşı dayanıksızlığı epoksinin bir zayıf
tarafıdır. Epoksinin 80o nin üstünde dayanımını kaybettiği
bilindiği için, ilgili durumlarda epoksili yüzeyin yangına karşı
korunması gerekir.
|
Özellik |
Beton |
Epoksi reçinesi
|
|
Basınç dayanımı
(MPa)
Çekme dayanımı
(MPa)
Eğilmede çekme dayanımı
(MPa)
En büyük boy
değiştirme |
20 -
70
2 -
5
3.5 - 7.0
0.01 |
250 e kadar
3.5 - 35
10 -
35
0.2 - 50 |
Tablo 1. Beton ve epoksi reçinesinin
mekanik özelliklerinin karşılaştırılması
3.4. Çelik şeritlerle onarım ve
güçlendirme
Çelik
şeritlerle onarım ve güçlendirme oldukça yeni bir uygulama olup,
bunlar kirişin alt ve yan yüzlerine, kolonların düşey yüzlerine ve
kiriş-kolon birleşim bölgesine epoksi reçinesi ile yapıştırılırlar
Paslanmaz çelikten olan bu şeritler 1.0~1.5mm
kalınlığındadır.
Uygulamada önce beton yüzeyi zımpara ile düzeltilip, yıkanır
ve kurutulur. Yüksek viskoziteli epoksi reçinesi beton ve çelik
şeridin yapışma yüzeyine sürülür. Basınç uygulayarak 24 saat
yapıştırma sağlanır. Şeritler tel ağ ve çimento harcı veya püskürtme
beton ile kaplanır. Şeritlerin uygulanmasında beton yüzeyle
bütünleşmesi için beton dayanımının yeterli olması gerekir.
Şeritlerin düzenlenmesinde basınç ve çekme kuvveti taşıyacak biçimde
yerleştirilmesi önemlidir.
3.5. Lif takviyeli plastik levhalarla
onarım ve güçlendirme
Bu
uygulama çelik şerit yapıştırma işlemine benzer. Hafif olması,
korozyon tehlikesinin bulunmaması ve büyük boyutlarda bulunması
üstünlükleridir. Ayrıca, elastiklik modülünün küçük olması ve güç
tükenmesi durumunda büyük şekil değiştirmeler yapabilmesine sebep
olur. Ancak, güç tükenmesine kadar elastik davranışı sebebiyle,
malzeme düşük sünekliktedir. Sürekli yük altında başlangıç
mukavemetinde % 15~60 a varan önemli azalmaların
olduğu bildirilmiştir. Bu nedenle depreme karşı ve sürekli olmayan
yük için güçlendirme uygulamalarında yararlıdır. Bu tür plastik
levhalar uygulamada bir ve iki doğrultuda takviyeli olarak
kullanılır. Özellikleri kullanılan malzemeye göre değişir
(Tablo 2). Özellikle betonarme perde ve döşeme
ile yığma yapı duvarı gibi geniş düz yüzey uygulamaları ve dairesel
kolon, baca, hazne ve tank gibi elemanların onarım ve
güçlendirilmesinde tercih edilir.
Uygulamada önce düşük viskositeli bir epoksi astar sürülür,
bu kuruduktan sonra epoksili harçla düzgün olmayan yüzey düzeltilir.
Bunların üzerine epoksi esaslı bir yapıştırıcı sürülür ve üzerine
lif takviyeli plastik levha yapıştırılarak alttaki yapıştırıcının
emilmesi sağlanır. Sıva yapılacaksa kum serpilerek
bırakılır.
Bunların
çelikten en önemli farklılığı davranışının güç tükenmesine kadar
tamamen elastik olmasıdır. Bu plastik levhalar, çelik levhalar
yerine elemanların eğilme momenti ve kayma dayanımına arttırmak için
başarılı bir şekilde kullanılmaktadır. İnce olduklarından dolayı
elemanın rijitliğini ve taşıyıcı sistemdeki kuvvet dağılımını
değiştirmezler. Bu durum yerine göre olumlu veya olumsuz bir özellik
olarak ortaya çıkar. Buna karşılık kesit sünekliğini olumsuz yönde
azaltırlar.
|
Malzeme |
Elastiklik
modülü
(GPa) |
Çekme
dayanımı
(MPa) |
Güç tükenmesi
uzaması
(%) |
Sürekli yükte dayanım kaybı
(%) |
|
Cam-LTP
Aramid-LTP
Karbon-LTP
Çelik |
50
65-120
135-190
200 |
1700-2100
1700-2100
1700-2100
220-460 |
3
2-3
1-1.5
0.2*
|
60
50
15
-
|
Tablo 2. Lif
takviyeli plastiklerin (LTP) mekanik özellikleri (*akma
gerilmesi)
4. GÜÇLENDİRME PROJESİNİN
İLKELERİ
Binanın
deprem güvenliğinin yeterli olmadığı tespit edildikten sonra,
güçlendirme projesinin hazırlanma ilkelerinin belirlenmesi gerekir.
Binanın güçlendirilmesine karar verilmesinde, binanın mevcut mimari
ve kullanım durumu yanında, muhtemel güçlendirme maliyeti de etkili
olur. Güçlendirme işleminin geçerli deprem yönetmeliği kurallarına
göre yapılması gerekir. Pek çok binanın bu deprem yönetmeliğinin
eski ve muhtemelen daha gevşek kayıtlarına göre ve
bazen yönetmelikleri hiç dikkate almadan inşa edildiği
unutulmamalıdır. Yapıldığı zamanda deprem yönetmeliğine uygun
boyutlandırılmış olan bina, yeni yönetmeliğe göre güvensiz olabilir.
Açıklanan teknik işlemler yürütülürken, konu ile
ilgili mal sahibi ve kamu yöneticilerine; yapının onarım ve
güçlendirilmesinin maliyetleri konusunda bilgi vermek de
gerekir.
Güçlendirme projesinin geliştirilmesinde çeşitli seçenekler
sözkonusu olur. Özellikle projenin ekonomik olması, mevcut binanın
mimari fonksiyonlarının bozulmaması ve kolay uygulanabilir olması
tercih edilmelidir. Depremde hasar gören betonarme bir yapının
güçlendirmesinde, taşıyıcı sistemin güçlendirilmesi esas
alınmalıdır. Bu işlem sırasında hasar gören elemanlar da onarılıp
güçlendirilebilir. Bu çerçevede elemanların ve taşıyıcı sistemin
güçlendirilmesi seçenekleri aşağıdaki gibi verilebilir:
a.
Hasarlı beton yüzeylere hazır tamir harcı uygulaması: Kiriş,
kolon, perde ve döşemelerde, korozyon ve yapım kusurları sebebiyle
beton dökülmesi meydana gelmiş, donatı ortaya çıkmış ise, hazır
tamir harcı uygulaması tavsiye edilir. Tamir harcının sertleşirken
büzülme yapmamasının sağlanması ve uygulamasından önce donatıya
mevcut beton yüzeyine aderans arttırıcı bir tabaka sürülmesi
uygundur. Kolon veya perdelerde karot alınmasıyla açılan
boşluklar da, hazır tamir harcı ile doldurulmalıdır.
b.
Kiriş ve kolon gibi elemanlarını epoksi reçinesi uygulaması ile
onarılması: Kiriş ve kolonlarda meydana gelen çatlaklara epoksi
reçinesi enjekte ederek, eleman onarılarak, rijitliği değişmeden
eski dayanımına getirilebilir. Benzer işlem kiriş-kolon birleşim
bölgesi için de uygulanabilir. Yerel olan bu uygulama taşıyıcı
sistemde rijitlik dağılımını değiştirmeyeceği için, iç kuvvet
dağılımını da değiştirmez. Amaca uygun
reçinenin seçilmesi ve işlemin kontrol edilmesi önemlidir. Reçinenin
viskozitesinin enjekte edilecek çatlağın kalınlığına uygun olması
gerekir. Epoksi enjeksiyonu genellikle genişliği 0.5mm~5mm
arasındaki çatlaklar için başarı ile uygulanır. Çatlak genişliğinin
daha küçük olduğu durumda uygulama zorlaşır. Çok geniş çatlaklarda
çatlak ince kumla doldurulduktan sonra, epoksi reçinesi enjeksiyonu
yapılır. Epoksi reçinesi kullanımında yerel çatlak onarımı yapılır.
Bu sebepten bir elemanı veya bir bölgeyi güçlendirmek
için, bu işlem genellikle tek başına kullanılmaz. Uygulama pahalı
olduğu için çok çatlaklı kolonların mantolanma ile onarılması tercih
edilebilir. Ayrıca, epoksi reçinesi uygulaması beton kalitesinin
düşük olması durumunda genellikle beklenen sonucu vermez.
Uygulamanın başarısı yer yer karot alınarak da kontrol
edilebilir.
c.
Kiriş, kolon ve döşeme gibi elemanların onarım ve güçlendirilmesinde
çelik elemanlar, çelik şerit, lif takviyeli plastik levha
uygulaması: Kiriş ve kolonlarda ve bunların birleşim
bölgelerinde meydana gelen çatlaklar epoksi reçinesi uygulamasından
sonra veya ihtiyaç duyulmadığında bu uygulama yapılmadan doğrudan
çelik şeritler sarılarak onarılıp güçlendirilebilir. Çelik şeritler,
elemanların enine ve boyuna doğrultusunda bulunurlar.
Şerit uygulaması ile elemanların rijitliklerinde değişiklik
yapılmadan onarım veya güçlendirme yapılır. Eleman kesitlerinin
eğilme momenti ve kesme kuvveti kapasiteleri arttırılırken; sarılan
çelik şeritler bu bölgede enine basınç oluşturarak, deprem etkisi
durumunda betonun dolayısıyla elemanın sünekliğini arttırır. Şerit
düzeninin seçiminde elemandaki kuvvet akışı gözönünde tutulmalıdır.
Betonda enine basıncın yeterli şekilde oluşması için, şeritlerin dar
olmaması (~50mm uygun genişlik) ve birbirlerinden
ayrık yerleştirilmemesi (~0.20m uygun aralık) gerekir. Çelik şeritler
beton yüzeyine yapıştırılırken, bunlar basınç ve çekme kuvvetini
alacak şekilde düzenlenmelidir. Çelik şeritlerin üzeri tamir harcı
ile örtülerek hem korozyona ve hem de sınırlı ölçüde yangına karşı
korunmalıdır. Basınç kuvveti durumunda şeritlerin burkulmaması ve
çekme kuvveti durumunda çelik şeritlerin betondan ayrılmaması
gerekir. Bu uygulama, ancak yeterli beton dayanımı bulunduğunda
tercih edilmelidir. Uygulama pahalı olduğu için
hasarlı kolonların mantolanma ile onarılması tercih edilebilir.
Kiriş, kolon ve döşeme gibi elemanların onarılıp güçlendirilmesinde
çelik elemanlar yanında, lif takviyeli plastik levha da
kullanılabilir. Bu durumda elemanda kuvvet iletiminin ve
sürekliliğin sağlanmasına özen gösterilmelidir.
d.
Kolon mantolanması: Hasar tespitinde yük taşıyıcılığı şüpheli
olarak belirlenen kolonlar mantolanma ile onarılır ve güçlendirilir.
Ancak, bu durumda kolon rijitliğinin dolayısıyla iç kuvvet
dağılımının değiştiği unutulmamalıdır. Kolon mantosunun kolon-kiriş
birleşim bölgesini sarması ve donatıdaki çekme ve basınç
kuvvetlerini temele aktarması için donatının temel bloğuna
kenetlenmesi önemlidir. Genellikle bir katta kolon mantolanmasına
ihtiyaç varsa, bu temele kadar inmeli ve manto donatısı temele
filizlerle bağlanmalıdır. Kolonun mantolanması ile değişen rijitlik,
daha büyük deprem momentlerinin kolonda dolayısıyla temelde
oluşmasına yol açar. Bu durumda temelin de incelenmesi sözkonusu
olabilir. Katlar arasında döşemeden bırakılan deliklerle manto
donatısının bir kısmının sürekliliği sağlanmalıdır. Genellikle
0.10m~0.15m kalınlığında manto yeterli olabilir.
Beton dökümü ve donatı yerleştirilmesi için 0.10m nin altına inilmesi tavsiye edilmez.
Manto uygulamasında beton kesit kalınlığının az olması sebebiyle
mutlaka vibratör kullanılmalıdır. Mantolama işlemi kolon kenarlarına
çelik korniyerler konulması ve bunların ara bağlantılarının
yapılması ile de gerçekleştirilebilir.
e.
Korozyon hasarı onarımı: Donatının korozyonu binanın sadece
bodrum katında ileri olmayan derecede tespit edilmişse, ayrıntılı
bir güçlendirme projesine gidilmeyip, donatının üzerindeki pas tel
fırça ile temizlenip, üzerine korozyon önleyen ve aderansı
zedelemeyen bir tabaka sürüldükten sonra hazır tamir harcı
uygulanmalıdır. Korozyon ilerlemiş ve donatının kesitinde önemli bir
azalma meydana gelmişse, elemanın ayrıca onarılması gerekir. Eğer
korozyon yalnız bodrum katta ileri derecede bulunuyorsa, taşıyıcı
sistemin simetrisine dikkat ederek bodrum kat
kolonlarının mantolanması yeterli olabilir. Bunun yanında korozyonun
oluşmaması ve önlenmesi için gerekli tedbirler
alınmalıdır.
f.
Taşıyıcı sistemin güçlendirilmesi: Burada taşıyıcı sistem
kolonlarının mantolanması ve perde ilavesi ile güçlendirme yaygın
biçimde kullanılır. Taşıyıcı sistemin toplam deprem güvenliği
kolonların mantolanması ile elde edilebildiği gibi, güçlendirme
perdelerinin öngörülmesi ile de sağlanabilir. Ancak, yüksek
yapılarda ve asmolen döşemeli yapılarda
güçlendirme
perdesi konulmadan yönetmeliğin yerdeğiştirme için koyduğu şartların
sağlanması oldukça zordur. Perde ile güçlendirilmeye karar
verildiğinde, perde yerlerinin seçiminde bunların banyo hacimlerine
ve tesisat bağlantılarına bitişik olmamasına özen
gösterilmelidir. Güçlendirmenin olabildiğince bütün katlarda
yapılması sağlanmalıdır. Perdelerin temelden çatıya kadar, kalınlığı
veya boyu değişerek de olsa devam etmesi ve herhangi bir katta
yapılan kolon mantolanmasının temele kadar inmesi buna
örnektir. Bunun yanında bodrum katta çevre perdesi yapılması veya
bazı perdelerin kat yüksekliği büyük asmolen döşeme içinde kalan
kirişlere sahip binalarda zemin katına kadar yapılması da sözkonusu
olabilir. Bu iki durum taşıyıcı sisteme sadece ek bir
kapasite sağlanması için düşünülmelidir.
Bunun yanında, taşıyıcı sisteme çelik çaprazlar (çelik perde) ilave
edilerek de güçlendirilebilir. Bu durumda mevcut beton elemanların
yatay rijitliği, yeni çelik elemanlardan daha büyük olacağı için,
çelik elemanlara deprem yükünün öngörülen kısmının
taşıtılması büyük kesitler gerektirebilir.
5. GÜÇLENDİRME PROJESİNİN
HAZIRLANMASI
Binanın deprem güvenliğinin belirlenmesinde mevcut taşıyıcı
sisteminin türü önemlidir. Taşıyıcı sistem rölövesinin
çıkarılmasının bu nedenle özenle yapılması gerekir. Yurdumuzda
genellikle binalarda taşıyıcı sistem betonarme çerçeve ve perde
türündedir Küçük yerleşim bölgelerinde yığma binalarda bulunur.
Bunlarda yaygın olarak rastlanan hususlar aşağıdaki gibi
verilebilir:
5.1. Betonarme çerçeveli binalar
Yurdumuzda oldukça yaygın olan bina türüdür. Hemen hemen her
türlü amaç için kullanılırlar. Bu tür binalarda sık rastlanan
problemler aşağıdaki gibi sıralanabilir:
- Kolonlarda, etriye aralıklarının büyüklüğü betonun yanal
basınç etkisinin düşük olmasına ve yükleme sırasında betonun
dayanımını daha erken kaybetmesine ve sünekliğin daha az olmasına
neden olur.
- Donatı eklerinde
yeterli aderans boyunun sağlanmamış olması, kolonun ve kirişin bu
bölgelerde dayanımının düşük olmasına sebep olur.
- Kayma
donatısının veya kenetleme boyunun yeterli olmaması, eğilme
göçmesinden önce sünek olmayan kayma göçmesinin meydana gelmesine
neden olur.
- Kiriş-kolon birleşimlerinde yeterli enine ve boyuna
donatıların bulunmaması, birleşim bölgelerinin göçmesine
götürebilir.
- Çerçeve
taşıyıcı sisteminin rijitliğinin düşük olması, büyük
yerdeğiştirmeleri ve bunun sonucu taşıyıcı olmayan elemanlarda
önemli hasarları doğurabilir.
- Komşu
binaların derz aralıklarının yeterli olmaması, deprem sırasında
binaların çarpışmasına ve hasara neden olabilir.
5.2. Betonarme perdeli binalar
Çerçeveli binalara göre daha rijittir. Bu türden olan yüksek
binalarda düşey doğrultudaki süreksizlik, deprem sırasında komşu
binaların çarpışmasına ve taşıyıcı sistemin plandaki düzensizliği
ise, genel hasara neden olur. Perdeli binalara özgü hasarlar da
aşağıdaki gibi sıralanabilir:
- Perdelerdeki büyük boşluk çevresinden deprem sonrası
çatlaklar meydana gelebilir.
- Perdelerin imalat derzlerinde kayma göçmesi ortaya
çıkabilir.
- Donatının
yeterli ek boylarının sağlanmamasından eğilme göçmesi meydana
gelebilir.
5.3. Yığma binalar
Taşıyıcı duvarlara sahip binalardır. Genellikle
pencerelerinin üstünde betonarme lento bulunur. Kat seviyesinde
taşıyıcı duvar üzerinde bulunan hatıl hem duvarları birbirine bağlar
ve hem de betonarme döşeme için mesnet meydana getirir. Bazı eski
binalarda betonarme döşeme yerine ahşap kirişler veya çelik
profiller bulunur. Sık rastlanan problemleri aşağıdaki gibi
sıralanabilir:
- Döşemelerin veya onların mesnedini oluşturan kirişlerin
taşıyıcı duvarlara kenetlenme şeklinde bir bağı olmaması sistemin
en zayıf noktasını meydana getirir. Taşıyıcı bir duvarın göçmesi
tüm binanın göçmesine neden olabilir.
- Taşıyıcı
duvarlarda kullanılan harcın kayma dayanımının düşük olması,
sistemi yatay yüklere karşı hassas duruma getirebilir.
- Kat
yüksekliğine göre ince olan taşıyıcı duvarlarda deprem sırasında
meydana gelen duvar düzlemine dik yerdeğiştirme duvarın göçmesine
neden olabilir.
5.4. Güçlendirme projesi
Güçlendirme için bina dışına veya içine, eksenel veya
dışmerkez perde yerleştirilerek sistem çözülür. Güçlendirme
perdeleri her iki doğrultuda en az ikişer tane olmalı ve bina
yüksekliğince devam etmelidir. Binanın kat adedinin ve plandaki
alanının küçük olması durumunda perde sayısı üçe de indirilebilir.
Gerektiğinde de bunların kalınlıkları veya boyları küçültülebilir.
Kapı ve pencere boşluklarının bırakılması için boşluklu perdeye de
karar verilebilirse de, boşluklu perdenin kalıp ve donatı
detaylarının uygulaması daha çok özen ister.
Yapılacak çözümlemede mevcut taşıyıcı sistem ile güçlendirme
elemanlarının elastiklik modüllerinin farklılığı gözönüne alınması
uygundur. Bu durum mevcut elemanlarla güçlendirme elemanları
arasındaki yük paylaşımında etkili olur. Çözümlemenin Deprem
Yönetmeliği çerçevesinde belirlenen etkiler altında, TS500 ün
öngördüğü (1.4G+1.6Q) ve (G+Q+E) yüklemeleri için yapılması
gerekir.
Betonarme veya çelik güçlendirme perdelerinin, deprem
etkisinden oluşan taban kesme kuvvetinin mevcut yapının durumuna
göre en az % 70 lik veya benzeri bir bölümünü karşılamasının
sağlanması tavsiye edilir. Bu oranın mevcut taşıyıcı sistem kolon ve
kirişlerinde ek güçlendirme gerektirmeyecek şekilde belirlenmesi
uygundur. Belirlenecek bu koşul perde sayısı ve boyutlarının
belirlenmesinde etkili olur. Genel olarak mevcut sistemin normal
süneklikte olduğu kabul edilerek ve güçlendirme elemanlarını yüksek
süneklikte projelendirilerek, taşıyıcı sistem davranış katsayısı R =
6 ve deprem bölgesine bağlı olarak ilgili Ao katsayısı
alınarak hesaplanır.
Elde edilen çözüm sonuçları esas alınarak, mevcut taşıyıcı
sistemle, güçlendirme sistemi arasındaki kuvvet akışının sağlandığı
gösterilmelidir (Perde uç donatılarının katlar arası sürekliliğinin
sağlanması, deprem yüklerinin kat kirişlerinden perdelere geçmesi ve
kolonlarla perdenin bütünleşmesinin sağlanması gibi). Perde gövde
donatısının sürekliliği, kolonu ve kirişi geçen veya delen tek sıra,
kolonlar ve kirişlerde minimum f 16/300mm donatısı ile sağlanabilir.
Bu kenetlenme çubuklarının boylarının kolon ve kiriş içinde en az
max(10f ; 150mm) ve perde içinde 20f olması tavsiye edilir. Perde uç
donatısı hesabında birleştiği kolon donatıları hesaba katılarak, bu
donatılar azaltılabilir. Perdede, her iki yüzde ve her iki
doğrultuda minimum f 10/200mm (veya çelik hasır eşdeğeri) gövde
donatısı yerleştirilebilir. Perde uç bölgesinde minimum bir etriye
seçilebilir (ilk katta f 10/100mm ve diğer katlarda f 10/200mm).
Gerekli olmadığı durumlarda perde uçlarındaki kolonlar
mantolanmayıp, mevcut kolon ile güçlendirme perdesinin bütünleşmesi
kolona bağlanan bağ çubukları ile sağlanabilir. Perde uç
kolonlarında manto kalınlığının minimum 150mm alınması uygundur.
Boşluklu perde düzenlenmesi durumunda pencere altlarında veya kapı
üstlerinde bağ kirişlerlerinin düzenlenmesi gerekir. Perde uç
bölgesinde, Deprem Yönetmeliği’nin öngördüğü minimum donatı
konulmalı ve bu donatının perde yüksekliğince devam etmesi
sağlanmalıdır.
Güçlendirilmiş yapıda, mevcut kolon ve kiriş gibi mevcut
taşıyıcı sistem elemanlarının kontrolünde, aşağıda verilen
koşulların sağlanmaması durumunda kolon ve kirişlerin
güçlendirilmesi tavsiye edilebilir:
As (gerekli) < (1.20 ~ 1.50) ´ As
(mevcut) (kolon - donatı biliniyorsa)
As (gerekli) £ (0.012 ~ 0.015) ´ Ac
(mevcut) (kolon - donatı bilinmiyorsa)
As (gerekli) £ (1.00 ~ 1.25) ´ As
(mevcut) (kiriş - donatı biliniyorsa)
As (gerekli) £ (0.015 ~ 0.020) ´ Ac
(mevcut) (kiriş - donatı bilinmiyorsa)
Burada Ac eleman kesit alanı, As
kolonlarda toplam donatı alanı ve kirişlerde açıklık ve ortalama
mesnet çekme donatılarının toplamıdır. Deprem yüklerinin önemli bir
kısmı güçlendirme perdeleri ile taşındığı için, kolonlar için
yapılan betonarme kesit hesabında Nd / (b d) £ 0.5
fck gibi minimum bir koşul esas alınarak, güçlendirmeye
karar verilebilir.
Her durumda güçlendirme perdelerindeki deprem momentlerinin
ve mantolanan kolon etkilerinin güvenli bir şekilde zemine
iletildiği gösterilmelidir. Binanın düzgün sürekli temelleri
mevcutsa, perdeler bu temellere mesnetlenebilir. Eğer perde deprem
etkilerinin bu temeller tarafından karşılanabiliyorsa, ek temel
güçlendirmesine ihtiyaç yoktur. Bazı durumlarda mevcut temelin
güçlendirilmesi veya mevcut üzerine yeni temel yapılması
gerekebilir. Her durumda da mevcut ve yeni temelin bütünleşmesi
sağlanmalıdır.
Temelin düzenlemesinde, mevcut temel durumunun ne şekilde
gözönüne alınacağı kararı önemlidir. Mevcut ve yeni temelin
bütünleşmesi için ara bir bağ donatısı kullanılabilir (sürekli temel
durumunda f 16/400mm ve tekil temel durumunda 12f 16 bağ donatısının
kullanılması gibi). Temelde perdenin uçlarında bulunan kolonların
dışında, perde temeline oturan ve eksenel kuvveti temel hesaplarında
gözönüne alınan kolonların bulunması halinde, bu kolonların
çevresinde oluşan kayma gerilmesinin bir üst sınırının olacağı
unutulmamalıdır (300~400kN/m2 gibi). Temel birleşen
kolonlarda yerel manto yapılarak bu gerilme kabul edilen sınıra
indirilebilir.
Projenin uygulanmasının, yetkili mühendis tarafından
yapılması uygundur. Projenin uygulanmasında, proje müellifi uygulama
sorumluluğuna ortaktır. Sınırlı sayıda yapılan incelemeler sonucunda
hazırlanan güçlendirme projesinin uygulamasında, ortaya çıkan farklı
durumlar proje müellifine bildirilerek çözülmesi ve kayıt altına
alınması gerekir.
6. TAŞIYICI SİSTEM ELEMANLARININ
GÜÇLENDİRİLMESİ
6.1. Kirişin
güçlendirilmesi
Hasar gören veya dayanım ve rijitliği yeterli olmayan
kirişler değişik şekilde onarılır ve güçlendirilir. Bu işlem
sırasında komşu kolonları da gözönüne alarak kuvvetli kiriş-zayıf
kolon türünden birleşim bölgesinin meydana getirilmemesine özen
gösterilmelidir. Güçlendirme türü hasarın seviyesine (çatlama, beton
ezilmesi, donatının sıyrılma ve kopması) bağlı olarak
değişir.
Hafif çatlaklı kirişler, epoksi veya çimento şerbeti
enjeksiyonu ile onarılabilir. Betonun ezilmesi veya donatının
kopması gibi hasarın ağır olduğu durumlarda, kirişin geçici olarak
askıya alınması uygundur. Hasarlı yerel kısımlar, basınçlı su veya
hava ile temizlenip, kopan veya burkulan donatıları kesilerek
kaynakla eklendikten sonra betonlanması yoluyla
onarılabilir.
Yeterli açıklık donatısına sahip olmayan kirişlerde alttan
çelik şeritler veya lif takviyeli karbon levha yapıştırılarak ilgili
çatlaklar onarılıp kiriş güçlendirilebilir. Lif takviyeli karbon
levha uygulaması yan yüzlere de yapılarak, kayma donatısı eksikliği
giderilebilir ve ilgili çatlaklar onarılabilir. Bu amaçla sıva
tabakasının kaldırılması, alt ve yan yüzün pürüzlendirilmesi
gerekir.
Kirişlerde çatlak onarımında epoksi enjeksiyonu da
kullanılabilir. Bu işlemin başarılı olması için, betonun yeterli
dayanıma sahip olması gerekir. Dağılan düşük dayanımlı beton
durumunda yerel bir onarım olan epoksi enjeksiyonunun uygulanması
tavsiye edilmez.
Kirişler, gerekli durumda dört veya üç tarafından beton manto
giydirilerek güçlendirilebilir (Şekil 1).
Mevcut ve yeni betonun bütünleşmesini
sağlamak amacıyla, mevcut betondaki beton örtü tabakasının
kaldırılması ve yüzeyin temizlenmesi gerekir. Donatı düzeninde uygun
kenetlenme, bırakılan uygun boylarla, kaynaklama ile veya kenetleme
plakaları kullanılmasıyla sağlanmalıdır. Yeni donatılar döşemedeki
deliklerden geçerek kirişi çevreleyen etriyelerle sarılmalıdır.
Döşeme delikleri güçlendirme kirişine beton dökmek için de
kullanılabilir. Güçlendirme için konulan donatılar, köşegen
yönündeki çubuklarla veya çelik plakalarla mevcut donatılara
bağlanmalıdır.
Kirişin yalnız mesnet bölgelerinin güçlendirilmesi ile
yetinilmesi sözkonusu ise, mesnette döşeme kırılarak açılır, mesnet
bölgesi için gerekli ek donatı yerleştirilerek etriyelerle sarılır.
Kiriş kesitinin genişletilmesi tek veya çift taraflı olabilir ve
kiriş yüksekliği de arttırılabilir. Kirişlerde mesnet kesitinin
güçlendirilmesi, döşeme kalınlığının arttırılıp üst donatı
eklenmesiyle veya alttan kolonu geçen bir donatı konulmasıyla
yapılabilirse de, uygulaması zordur.
6.2. Kolonun güçlendirilmesi
Hasar görmüş bir kolonun deprem etkilerini taşıyabilir duruma
getirilmesi veya yatay yük taşıma kapasitesinin arttırılması için
kolonların güçlendirilmesi gerekebilir. Kolonun eğilme dayanımı
kesit alanının büyütülmesiyle ve yeni boyuna donatılar ilave
edilerek sağlanır. Buna karşılık kesme kuvveti dayanımı ve
sünekliği, enine donatının sıklaştırılmasıyla gerçekleştirilir.
Binanın planında kolonların kesitlerini birbirine yaklaştırmak
sistemin davranışının dengeli olmasını sağlar. Kolonlarda hasar
durumuna göre çeşitli onarım ve güçlendirme türü sözkonusu olabilir.
Kirişlerde olduğu gibi kolonlarda da 0.1~5mm genişliğindeki
çatlaklar epoksi reçinesi ile onarılabilir. Bu amaçla 0.20~1.00m
aralıkla açılan deliklerden epoksi aşağıdan başlayarak yukarı doğru
enjekte edilir. Daha büyük çatlaklara çimento şerbeti enjeksiyonu
uygun düşebilir. Ancak, güçlendirilen bölgelerin yapılacak
deneylerle kontrol edilmesi gerekir.
Eğer, kolonda yerel olarak beton ezilmesi varsa, bu bölgenin
temizlenmesi, pürüzlendirilmesi duruma göre etriye veya boyuna
donatı ilave edilmesi uygundur. Beton dökülmeden, mevcut yüzeylerin
suya doygun duruma getirilmesi, eski ve yeni betonun bütünleşmesini
sağlar. Bu amaçla özel kalıp kullanılması ve kesitin şişirilerek
beton dökülmesi veya tamir harcı kullanılması uygun olabilir.
Betonun sertleşmesinden sonra fazla olan kısımlar kazınır (Şekil
2).
Kolonun taşıma gücünün arttırılması için yaygın olarak
kullanılan diğer bir yöntem de kolonun mantolanmasıdır. Mantolamada
mevcut kolona, beton kesiti ve donatı eklenir. Mevcut ve yeni
kolonun bütünleşmesini sağlamak için ara yüzün pürüzlendirilmesi
gereklidir. Manto kalınlığının, betonlama sırasında boşluk kalmaması
için, 100mm den az olmaması uygundur. Uygulamadaki duruma göre kolon
bir, iki, üç ve dört tarafından mantolanabilir (Şekil
3).

Ancak, tüm çevreyi kaplayan bir mantolama
tercih edilmelidir. Bu suretle mevcut ve yeni beton arasında tam bir
kuvvet iletişimi sağlanabilir. Tüm çevrenin mantolanmaması
durumunda, mevcut kolonun boyuna donatısının ve etriyesinin meydana
çıkarılarak, yeni etriyelerin bunlara doğrudan veya bir bağ parçası
ile kaynaklanması gereklidir. Dört taraftan mantolamada yüz
pürüzlendirilmesi genellikle yeterli olursa da, büyük etkiler
sözkonusu olduğunda beton örtü tabakasının kaldırılması uygun olur.
Özellikle bir, iki ve üç taraflı mantolamada, mevcut kolonla manto
kısmının bütünleşmesine özen gösterilmelidir. Bu amaçla L şeklindeki
kenetlenme donatısı kullanılabilir. Kolon mantolanması durumunda ek
donatıların da basınç ve çekme kuvveti alabileceğini düşünerek,
bunların kenetlenmesinin sağlanması ve manto gereken katlar arasında
donatının sürekliliğinin sağlanması önemlidir. Kolonun normal ve
kesme kuvvet kapasitelerinin arttırılmasında, manto donatılarının
döşemeyi delerek kiriş-kolon birleşim bölgesini geçmesine ihtiyaç
olmayabilir. Ancak, bu durumda kolonun moment kapasitesi
arttırılmadığı gibi birleşim bölgesi de güçlendirilmemiş olur. Eğer,
yapının güçlendirilmesi sırasında yatay deprem yüklerinin
karşılanması için perdeler öngörülmüşse, bu tür mantolama kabul
edilebilir. Böyle bir durum sözkonusu değilse, döşemede açılacak
deliklerden boyuna donatının devam ettirilmesi ve bu deliklerin
beton dökmeyi sağlayacak büyüklükte olması gereklidir (Şekil 4).
Bunun gibi manto kısmında, kolonlar için öngörülen konstrüktif
kurallara uyulması gerekir.
Kolonlar lif takviyeli plastik levhalarla sarılarak da
onarılıp, güçlendirilebilir. Bu suretle kolon rijitliğinde önemli
bir değişiklik oluşmadığı için, taşıyıcı sistemde bir iç kuvvet
değişimi ortaya çıkmaz. Bunun gibi, onarım ve güçlendirmede çelik
lamalar da kullanılabilir. Ancak, eğer kolonun kirişle birleşim
bölgesini geçen bir onarım veya güçlendirme sözkonusu ise, katlar
arasında normal kuvvet ve eğilme momenti iletiminin gözönüne
alınması gerekir.
6.3. Kiriş-kolon birleşim bölgesinin
güçlendirilmesi
Depremde en fazla hasar gören kiriş-kolon birleşim bölgeleri,
taşıyıcı sistemin en çok zorlanan ve güçlendirilmesi en zor olan
kısımlarını oluşturur. Birleşim bölgesinde farklı doğrultudaki
elemanlar birleşerek, kesit etkileri birbirleriyle dengelenir.
Deprem yükleri altında bu bölgede kesme kuvveti dayanımının ve
donatı kenetlenmelerinin yeterli olmaması en çok rastlanan hasar
türlerini oluşturur. Ayrıca, büyük şiddetteki depremlerde birleşim
bölgesine birleşen kesitlerde meydana gelen plastik mafsallar sonucu
büyük dönmeler, donatıda aderans çözülmesi sonucu kaymalar ve geniş
çatlaklar oluşabilir. Deprem etkisinde birleşim bölgesinin iki
tarafındaki eğilme momentinin farklı işarette olması, kiriş
kesitinde zıt gerilme durumları doğmasına ve bunun sonucu donatının
birleşim bölgesinden çekilip çıkarılmak istenmesine yol açar. Bu
nedenle donatı kenetlenmelerine ve eklerine özen göstermek
gerekir.
Hasarın yerel olması ve çatlaklar şeklinde görülmesi
durumunda, epoksi reçinesi enjekte edilmesi onarım ve güçlendirme
için yeterli olabilir. Aderansı çözülmüş donatının aderansının
tekrar oluşturulması için de epoksi enjeksiyonu önerilir. Çimento
şerbetinin aderansın kazandırılmasında yeterli olmadığı
bildirilmiştir. Birleşim bölgesinin lif takviyeli polimer levhalarla
sarılması hem dağılmanın önlenmesi ve hem de kuvvet iletimini
sağlamak için uygun olabilir.
Hasarın daha da yaygın olması durumunda, kiriş-kolon birleşim
bölgesi, çelik şeritler yapıştırılarak ve sarılarak
güçlendirilebilir. Bu suretle, kesitlerin eğilme momenti
kapasiteleri arttırılırken; sarılan şeritler, bu bölgede oluşturulan
enine basınçla, betonun dolayısıyla elemanın sünekliği arttırılır.
İhtiyaç olduğunda süneklik artırımı için etriyeleri eksik olan kolon
ve kiriş kesitlerinde sadece sargı şeritleri kullanılabilir.
Uygulama için bölgedeki ezilen beton temizlenir, yüzeyler düzetilir
ve özel yapıştırıcılar kullanılarak boyuna çelik şeritler
yapıştırılır. Yapışmanın tam olması için şeritlerin betona işkence
aletleriyle bağlanması gerekebilir. Daha sonra sargı şeritleri
sarılarak uçları birbirinin üzerine yeterli boyda gelecek şekilde
yapıştırılır. Bu sırada kiriş sargı şeritlerinin, o bölgedeki döşeme
kaplamasının kaldırılmasından ve döşemede delikler açıldıktan sonra
uygulanabileceği unutulmamalıdır. Betonda enine basıncın yeterli
şekilde oluşması için şeritlerin geniş (~50mm uygun genişlik) olması
ve birbirlerine yakın ( ~0.20m uygun aralık) yerleştirilmesi
gerekir. Bu tür uygulama özel özene ihtiyaç gösterir. Ayrıca
uygulanan güçlendirme şeklinin basit bile olsa, deneyle kontrolü
önemlidir. Bütün bu işlemlerden sonra, bölgenin sıvanması ve
şeritlerin kapatılması gerekir.
7. TAŞIYICI SİSTEMİN YENİ ELEMANLARLA
GÜÇLENDİRİLMESİ
Mevcut yapının yanal yük dayanımı yeni yapı elemanlarının
eklenmesiyle arttırılabilir. Bu elemanlar uygun projelendirildiğinde
deprem etkisinin büyük bir kısmına karşı koyarak, mevcut sistemin
yükünü önemli ölçüde azaltırlar. Kullanılacak yeni taşıyıcı eleman,
mevcut yapının taşıyıcı sistemine ve hasar durumuna bağlıdır. Yeni
elemanlarla tüm sistemin deprem davranışının değişebileceği
unutulmamalıdır. Güçlendirme için öngörülen yeni elemanlarla
sistemin rijitliği arttırılacağı için, genellikle deprem kuvvetleri
de artar ve etkiler sistemde değişik bir dağılımla ortaya çıkar.
Yeni elemanların yapı içinde düzgün dağıtılmasıyla, etkilerin
belirli bölgede yığılması ve istenmeyen burulma etkilerinin meydana
gelmesi önlenmiş olur. Mevcut ve yeni elemanlar arasındaki kuvvet
geçişinin ve bütünleşmesinin sağlanması için ara bölgelerin özenle
ele alınması ve projelendirilmesi gerekir.
6.4. Betonarme perdelerle güçlendirme
Perdelerin yerlerinin seçiminde, deprem yükleri altında ek
burulma momenti meydana getirilmemesine ve kütle ve rijitlik
merkezlerinin olabildiğince yaklaşmasına özen gösterilmelidir. Yeni
perdelerin yerlerinin, mevcut perde ve kolon düzenine dikkat
edilerek belirlenmesi gerekir. Perdenin iki kolon arasında bulunması
tercih edilmelidir. Bazı durumlarda bir taraftan bir kolona
birleşmesi kabul edilebilir. Hiçbir kolona bitişik olmayan doğrudan
döşemeyi delip geçen perde-döşeme arasında çok büyük gerilme
yığılmaları oluşacağı için kabul edilmemelidir. Binanın dışına
doğrudan kirişe bitişik yerleştirilen perde, de sistemde ek
zorlamalar oluşturması bakımından tercih
edilmeyebilir.
Güçlendirme perdeleri plandaki durumlarına göre değişik
şekillerde ortaya çıkar. Perdeler planda yerleşimlerine göre dış
perdeler ve iç perdeler olarak ve düşey kesitteki durumlarına göre
eksenel ve dışmerkez olarak
isimlendirilirler.
a. Dış betonarme perdeler:
Bina dışına yerleştirilen cephe perdeleri, mimari
fonksiyonları bozmaması ve bina dışından inşa edilebilmeleri
bakımından tercih edilir. Ancak, bu durumda da binanın cephelerinde
bulunan pencereler dolu perde yapımını önler ve perdenin boşluklu
olarak ortaya çıkmasına sebep olur. Boşluklu perdeler dolu perdelere
göre daha sünek olmasına karşılık inşası ve donatı detayları daha
fazla özen ister. Binanın cephesinde balkon bulunması güçlendirme
perdesinin düşey sürekliliğinin oluşturulmasında zorluklar çıkarır
(Şekil 5).

Binanın dışında kalan perdelerin mevcut
kirişle ve kolonlarla bağlantılarının yapılarak sistemin
bütünleşmesinin sağlanması önemlidir. Perdeye komşu kolonlar
mantolanarak perde ile birleştirilirse, bütünleşme daha sağlıklı
biçimde yapılabilir. Eğer böyle bir durum sözkonusu olmazsa, kat
seviyelerindeki kirişlere yapılacak bağlantılarla perdenin mevcut
sistemle bütünleşmesi gerekir. Yeni perdenin temeli, mevcut temeller
kullanılarak veya yeni temel eklenerek
oluşturulabilir.
b. İç betonarme perdeler:
İç perdeler planda binanın iç kısımlarında bulunurlar. Bunlar
genellikle iki uçtaki kolonu mantolayarak onlarla bütünleşirler
(Şekil 6).
 |
| Şekil-6 Eksenel perde
durumunda donatı düzeni |
Bu durum perdenin mevcut sistemle bütünleşmesini
sağlayacağı gibi, perdenin uçlarında meydana gelecek çekme
kuvvetinin kolon basınç kuvvetini gözönüne alarak azaltılmasını da
sağlar. Bunun yanında perde temelinin düzenlenmesinde kolon basınç
kuvvetinin olumlu katkısı hesaba katılmış olur. Kapı ve pencere
boşluğunun bulunması durumunda perde bir uçtan komşu kolona
bağlanırken, diğer taraftan perde için bir uç bölgesi oluşturulur.
Her iki durumda da perde kat seviyelerinde döşemeyi başlık
bölgelerinde deler, bu suretle başlık donatılarının sürekliliği
sağlanır. Bunun yanında perde gövdesinde döşemede yer yer boşluklar
açılarak, hem beton dökümü için kolaylık sağlanırken, bu boşluklara
yerleştirilecek çapraz donatılarla perdenin katlar arası
bütünleşmesi daha da rahatlatılmış olur (Şekil 7).

Eğer perdenin bir ucu kolonu dört
kenardan mantolayarak bağlanmıyor, sadece kolonun üç, iki veya bir
kenarı ile birleşiyorsa, kolon ile perde arası bütünleşmeyi komşu
kolon yüzeylerine belirli aralıklarla yerleştirilecek bağ (dikiş)
donatıları ile sağlamak mümkün
olur.
c. Eksenel betonarme perdeler:
Perdeler kolon ve kirişlerin oluşturduğu çerçeve gözlerindeki
bölme duvarları perdeye dönüştürülerek, güçlendirme yapılabilir.
Kolon ve kiriş eksenleri arasında kalan bu tür perdeler mimari
düzeni en az rahatsız ettikleri için tercih edilirler. Yapının kiriş
ve kolonlarındaki hasar az ise veya onarımla eski duruma
getirilmişse, bölme duvarlarına taşıyıcılık kazandırılması,
özellikle iki veya üç katlı yapılarda yeterli olabilir. Bina kat
adedinin az olması nedeniyle bina deprem yükü yığma yapı davranışına
yakın bir çalışma şekli ile karşılanır. Böyle bir durumda kat
perdelerinin komşu kiriş ve kolonlarla bütünleşmesinin sağlanması
önemlidir. Perdeye komşu kiriş ve kolonlar güçlendirme sisteminin
bir parçası olduklarından, katlar arası kuvvet iletimin
yapılabilmeleri gerekir. Eğer bu elemanlarda önemli hasar varsa,
beton veya donatılarından şüphe ediliyorsa, katlar arası kuvvet
akışının sağlanması için tedbir alınması gerekir. Bu amaçla perde
başlıklarının sürekliliğinin sağlanması için başlıklar
genişletilebilir. Her durumda da kolon ve kirişler ile perde
arasında kesme kuvvetinin iletilmesi için dikiş donatısı kullanılır.
Bu amaçla dikiş donatıları epoksi ile kolon ve kirişe bağlanabildiği
gibi, kaynaklı donatı birleşimi de kullanılabilir. Kirişlerle
perdenin beraber çalışması da benzer şekilde sağlanabilir. Ancak,
böyle bir değişiklikle, mevcut taşıyıcı elemanlardaki zorlamalar
tamamen farklı değerler alabilir. Düşey yükler altında basınca
çalışan bir kolon, deprem yükleri altında çekme kuvveti ile
zorlanabilir. Çok katlı yapılarda eksenel perde uçlarda
genişletilerek kolonu sarması öngörülerek, bu manto kısmından perde
uç donatılarının sürekliliği kolayca
sağlanabilir.
d. Dışmerkez betonarme
perdeler:
Bina yüksekliğinin artması ile büyüyen deprem kuvvetlerinin
karşılanmasında güçlendirme perdesinde katlar arası sürekliliğin
sağlanması daha önem kazanır. Bunun gibi, mevcut taşıyıcı sistemdeki
kolon ve kirişlerin hasarlı olması veya kesit, donatı ve beton
kalitesinde belirsizlikler bulunması, perdelerin kiriş eksenlerine
göre dışmerkez olarak yerleştirilerek döşemedeki deliklerle
sürekliğin sağlanmasını gerektirebilir. Bu durumda da komşu
kolonların perdelerle bütünleşecek şekilde mantolanması uygundur.
Dışmerkez perde düzeninde perde başlarının donatıları devam
ettirilerek, karlar arası perde sürekliliği
sağlanabilir.
Genellikle kolonlardan oluşan çerçeve sistemlerinin
perdelerle güçlendirilmesine gidilir. Ancak, perdeler rijitlikleri
nedeniyle deprem kuvvetinin önemli bir kısmını alırlar. Buna
karşılık sistem yükünü aldıktan sonra ilave edildikleri için, normal
kuvvetleri kendi ağırlıklarından ibarettir. Sadece yeni olarak
gelecek hareketli düşey yüklerin taşınmasında yardımcı olurlar.
Perdelerin temelleri mevcut temellerde faydalanılarak
oluşturulabilir Ancak, normal kuvveti küçük, eğilme momenti büyük
olan perdelere temel düzenlenmesi ortaya çıkan büyük çekme
gerilmelerinden dolayı zorluklar ortaya çıkar. Temelin çekme
gerilmesi almadığı kabul edilerek temelin bazı bölgelerde zeminden
yerel olarak ayrıldığı kabulü yapılması gerekli olur. Temeli kalın
yaparak bu bölgeleri sınırlandırmak mümkün olabilir. Bunun yanında,
daha etkili bir çözüm, komşu kolonları da içerecek şekilde sürekli
veya plak temel düzenlenmesidir. Bu suretle kolonların normal
kuvvetlerinden faydalanarak perdeye komşu tekil temeller
birleştirilerek büyük bir perde temeli yapılması gerekebilir (Şekil
8).
|
|
|
Şekil-8
Normal kuvveti
düşük perde temelinin oluşturulmasında komşu kolonların
normal kuvvetlerinden
faydalanılması |
Zemin güvenlik gerilmesinin yeterli olmadığı yerlerde,
temel genişletmesinin yanında, zeminin iyileştirilmesi de
düşünülebilir. Bunun gibi, deprem etkisi durumunda, etkinin kısa
süreli olması nedeniyle zemin emniyet gerilmesinin üstündeki bazı
yerel gerilme artışlarına müsaade edilebilir. Perde için yapılan
yeni temellerin mevcutlarla beraber çalışması ve perdenin ana
donatılarının temele kenetlenmesi sağlanmalıdır. Bu amaçla temelin
ortak yüzeyine epoksi sürmek ve dikiş donatıları yerleştirmek
önerilir.
6.5. Çelik çaprazlarla güçlendirme
Taşıyıcı sistem betonarme perdeler yerine çelik çaprazlar
kullanılarak güçlendirilebilir. Bu durumda en basit uygulama
kiriş-kolon düzlemine yerleştirilecek çaprazlar yanında kolon ve
kirişe bitişik konulacak çelik elemanlarla yapılabilir. Eksenel
çelik çaprazlar yanında dış merkez çaprazlar da kullanılabilir
(Şekil 9).

Ancak, bu durumda dışmerkezlik
nedeniyle kuvvetlerin alınması yeni güçlükler doğurabilir. Çaprazlar
betonarme çerçevenin içinde oluşturabildiği gibi, dışında da
oluşturulup ona bağlanabilir. Kolona ve kirişe bitişik olan çelik
elemanlarla kuvvetin olabildiğince düzgün yayılı iletilmesi
sağlanır. Ancak, çaprazlar nedeniyle köşelerde büyük yoğun çekme ve
basınç kuvvetlerinin betonarme ve çelik taşıyıcı sistem arasında
iletilmesi gerekir. Özellikle, beton kalitesinin çok düşük olması
durumunda büyük köşe levhalarına ihtiyaç duyulur. Çaprazlı çelik
kafes sistemde kuvvetlerin kattan kata geçmesinin sağlamasına özen
gösterilmelidir. Bunun için kolona bitişik düşey çelik elemanların
katlar arası sürekliliğinin sağlanması gereklidir. Çelik elemanların
rijitliklerinin betonarmeye göre düşük olması nedeniyle, yatay
deprem yüklerinin önemli bir bölümünün taşıtılması ancak çok büyük
çelik kesitleriyle mümkün olur. Bunun yanında mevcut betonarme
sistemle çelik sistemin bütünleşmesini sağlamak ve betonarme
sistemde oluşan deprem kuvvetlerinin önemli bir kısmını çelik
taşıyıcılara iletmek ayrıntılı çalışma gerektiren bir
husustur.
 |
| Şekil-10 Dişli döşemeli kalıp planında güçlendirme
perdelerinin yerleşimi |
Şekil 10.da güçlendirme yapılan bir binanın kat planı
görülmektedir. Her iki doğrultuda ikişer perde öngörülmüştür.
Asmolen döşemede geniş kirişlerin bulunması nedeniyle perde başları
kolonları sarmadan sadece komşu olarak düzenlenmiş olup, bu uç
bölgelerinden donatının sürekliliği planlanmıştır. Planda bir
kolonunda muhtemelen meydana gelen hasar nedeniyle mantolanmış
olduğu görülmektedir.
 |
| Şekil-11 Kirişli plak döşemeli kalıp planında güçlendirme
perdelerinin yerleşimi |
Şekil 11.de kirişli bir döşemede perde düzeni görülmektedir.
Perdelerin kolonlarla olan bütünleşmelerinde mimari durum ve binanın
iki tarafından komşu bina bulunması etkili olmuştur. Pencere
nedeniyle boşluklu olarak ortaya çıkan perdelerde de uç
donatılarının kirişleri delmesi gerekmektedir. Öngörülen perde
durumuna ait temel düzeni Şekil 12.de
verilmiştir.
 |
| Şekil-12 Güçlendirme
perdeleri için öngörülen yeni
temeller |
 |
| Şekil-13 Kirişli döşemeli
betonarme sistemde çelik çaprazlarla yapılan
güçlendirme |
Şekil 13.de çelik çaprazlarla güçlendirilen binanın kalıp
planı görülmektedir. Her iki doğrultuda iki çelik çapraz perdesi
bulunmakta olup, katlar arası bağlantının yapılması için mevcut
betonarme çerçeveye dışmerkez olarak yerleştirilmiştir. Düşey
elemanlar kat döşemesini delerek katlar arası bağlantıyı
sağlamaktadır. Şekil 14.de de bu çelik çaprazları betonarme döşemeye
tespit edilen yatay elemanlar ve çelik elemanların birleşim bölgesi
görülmektedir.
 |
Şekil-14 Kirişli
döşemede, çelik çaprazların döşeme, kiriş ve kolonla
bütünleşmesi |
Dişli Döşemede, çekil
çaprazların döşeme, kiriş ve kolonla bütünleşmesi
| |
| |
8. YIĞMA YAPILARDA ONARIM VE
GÜÇLENDİRME
Yığma yapılarda düşey yükler ve deprem yükleri taşıyıcı
duvarlarla karşılanır. Bu tür yapılarda taşıyıcı duvarlardan başka,
ince bölme duvarları da bulunur. Bunların kuvvetler taşımasındaki
katkıları küçük olduğu için ihmal edilir. Yığma duvarlar özellikle
çekme gerilmelerine karşı zayıftırlar ve güç tükenmesini bu
gerilmeler kontrol eder. Bu zayıflık duvarda donatı kullanılarak
giderilmeye çalışılır. Ancak, bu tür donatılı yığma duvar
uygulaması, yurdumuzda yaygın değildir. Buna karşılık küçük yerleşim
birimlerinde donatısız yığma yapı yaygın olarak kullanılır.
Depremlerde yığma yapılarda önemli hasarlar meydana geldiği tespit
edilmiştir. Bazılarının duvarlarında çatlaklar meydana gelirken,
bazıları da kullanılamayacak kadar hasar görmüştür. Hasar görenlerin
hasar türünün tespit edilmesi ve onarılıp güçlendirilmesi önemlidir.
Dinar Depremi (1995) nde önemli sayıda yığma yapı hasar görmüş ve
bunların güçlendirilmesi için ayrıntılı bir çalışma yapılmıştır. Bu
bölümde bu çalışma özetlenmektedir.
8.1. DEPREM YÖNETMELİĞİNDE YIĞMA
YAPI
Deprem Yönetmeliği (1998) esas olarak betonarme ve çelik
yapılara dönük hazırlanmakla beraber, yığma yapılar için de genel
minimum kurallar ve sınırlandırmalar içermektedir. Bunlar yapının
kat sayısı, taşıyıcı duvar kalınlıkları, kapı ve pencere
boşluklarının boyutları, taşıyıcı duvar mesnetlenmemiş uzunluğu,
lento ve hatıl boyutlarını kapsamaktadır. Yönetmelik bu minimum
kuralların yerine getirilmesi durumunda, ayrı bir deprem yükü
çözümlemesine ihtiyaç olmadığı ve çözümlemenin sadece yapının
davranışının belirlenmesi bakımından yapılabileceğini
bildirmektedir. Deprem çözümlemesi durumunda eşdeğer deprem yükü
yöntemi uygulanabilir ve toplam eşdeğer deprem yükü (taban kesme
kuvveti) hesabı betonarme binalarda olduğu gibi
yapılabilir:
Vt = W Ao I S / Ra ³ 0.10
Ao I W
W = S Wi = S ( Gi + n Qi )
(1)
Burada Ao etkin yer ivmesi katsayısı, I bina önem
katsayısı, S spektrum katsayısı, (yığma yapılar için 2.5),
Ra deprem yükü azaltma katsayısı (yığma yapılar için
2.5), W toplam bina ağırlığı, Gi sabit yükler,
Qi hareketli yükleri (konutlar için 2.0kN/m2)
ve n hareketli yük katılım katsayısı (konutlar için 0.30) olarak
tanımlıdır.
Yönetmelikte bina kat adedi, deprem bölgesine bağlı olarak 2
(Deprem bölgesi 1), 3 (Deprem bölgesi 2 ve 3) ve 4 (Deprem bölgesi
4) olarak sınırlandırılmıştır. Ek olarak bir bodrum kat ve normal
katın alanının %25 ini geçmeyen bir çatı katına da izin
verilmektedir. Taşıyıcı duvarlarda kullanılacak blokların en fazla
%35 boşluklu olabileceği ve minimum brüt basınç dayanımının da 5MPa
ve bodrum katlarda kullanılacak taşların da minimum basınç
dayanımının 10MPa olması gerektiği
öngörülmüştür.
Yığma yapıda birbirine dik doğrultuların her biri boyunca
uzanan taşıyıcı duvarların, pencere ve kapı boşlukları dışında,
toplam brü |