|
BÖLME DUVARLI BETONARME ÇERÇEVELER ÜZERİNDE
GERÇEKLEŞTİRİLEN BAZI DENEYSEL ÇALIŞMALAR
Prof.Dr. F.KARADOĞAN, Dr.
E.YÜKSEL
İTÜ
İnşaat Fakültesi Yapı ve Deprem Mühendisliği Laboratuvarı
Giriş
Ülkemizde inşa edilen betonarme
yapıların büyük çoğunluğunda bölme duvarları gevrek fabrika
tuğlasından yapılmaktadır. Genellikle taşıyıcı sistem
oluşturulduktan sonra örülen bu duvarların yatay ve düşey yükler
etkisinde taşıyıcı olmadıkları varsayılmaktadır. Özellikle dış
etkinin deprem olması durumunda, depremin başlangıcından sonra
kendisini çevreleyen betonarme elemanlar kadar sünemediğinden
duvarların kırılıp çerçeveden tamamen ayrıldığı gözlenmekte ve
yürürlükteki deprem yönetmeliği de taşıyıcı sistemin bu doğrultuda
yani bölme duvarsız çıplak bir sistem olarak boyutlandırılmasını
istemektedir. Çevresindeki betonarme elemanlarla bağlantısına hiç
özen gösterilmeyen duvarlar, çıkmaların ucuna yerleşmiş çevre
duvarları olabilmekte, taşıyıcı sayılmadığından, değişen
gereksinimleri karşılamak üzere kaldırılabilmekte ve bu tür makul
görülen değişikliklerin çoğu bazen ticari önemi olan zemin katta
toplanabilmektedir, Şekil 1.
Taşıyıcı olmadıkları
düşünülen bölme duvarlarının, alttan kirişe oturmaları ve bu
birleşim yüzeyinin duvar öz ağırlığının yarattığı basınç
gerilmelerinin etkisinde olması, kolonlara değen yan yüzeylerde harç
bulunması, duvarın bazen üstteki kirişe kadar dolu olarak örülmesi
ya da kirişin sehim yaparak zaman içinde duvara bir ölçüde oturması
ve hepsinden önemlisi, duvarların çevrelerindeki betonarme
elemanlarla birlikte sıvanıyor olması, duvarları yapısal davranış
açısından çok önemli elemanlara dönüştürebilmektedir. Bu açıdan
deprem sonrasında gözlenen yapı davranışları ve mevcut binalar
üzerinde yapılan serbest titreşim ölçümleri ilginç bazı bulguları
ortaya çıkartmıştır.
Fotoğraf 1, 2, 3, 4 de yer alan
yapıların, birer katı taşıyıcı ve taşıyıcı olmayan elemanlarla
birlikte yok olacak düzeyde hasar görürken, diğer bölümlerinde
taşıyıcı ve taşıyıcı olmayan elemanlar depremi elastik bir davranış
içinde kalarak hasarsız atlatmışlardır.
Bu göçme biçiminin
çok çeşitli nedenleri olmakla beraber, açık olan husus göçen kat ile
alt ve üstündeki katlar arasındaki dayanım farkıdır. Hasar görmüş
katta yer alan duvar ve betonarme elemanların bütünleşik bir hareket
yapamaması gözlenen bir gerçektir. Artık bilinmektedir ki, taşıyıcı
sistemle bölme duvarları, depreme karşı birlikte davranabilirlerse
ayrı ayrı sergileyebildikleri dayanımdan daha büyüğünü ortaya
koyabilmektedirler, [1].
|
|
|
|
Fotoğraf 1 |
Fotoğraf 2
|
|
|
|
|
Fotoğraf 3 |
Fotoğraf 4 |
Birbirine benzer olarak inşa
edilmiş ve üç farklı inşaat aşamasında bulunan, tipik kalıp planları
Şekil 2 de, genel görünümleri de Fotoğraf 5 de yer alan binalar
üzerinde serbest titreşim deneyleri yapılmış ve sonuçlar birbiriyle
karşılaştırılmıştır. Çıplak taşıyıcı sistem periyotlarıyla, bölme
duvarları örülmüş ve sıvanmış olanlarınkiler arasında farklar
vardır. Özen gösterilmeden oluşturulmuş olsalar da bölme
duvarlarının neden oldukları kütle artışının periyodu uzatma etkisi
yanında, yapı yatay rijitliğine olan katkıları nedeniyle ortaya
çıkan periyot düşüşü daha etkin olabilmektedir. Şekil 3a, Şekil 3b
de ilk üç moda karşı gelen periyot değerleri verilmiştir.
 |
|
|
Fotoğraf 5 |
Şekil 2 |
| |
|
 |
|
| Şekil 3a |
Şekil 3b |
Şekil 4 de bazı özellikleri
verilen beş ayrı bina için, yönetmeliğin hesaba esas olarak
öngördüğü çıplak taşıyıcıların birinci moda ait titreşim periyotları
ile bölme duvarlı mevcut sistemlerinkiler Tablo 1 de
karşılaştırılmaktadır, [2]. Bölme duvarlı sistemlerin periyotlarına
iki ayrı ölçüm sistemi kullanılarak ulaşılmıştır. Tablo 1 den
görülmektedir ki bölme duvarlı sistemlerin farklı aygıtlardan
yararlanılarak ölçülen periyotları birbirine yakın çıkarken bu
periyotlar ile deprem hesabına esas alınacak çıplak taşıyıcıların
periyotları arasında önemli farklar olabilmektedir. Ancak
periyotlara karşı gelen taban kesme kuvvetleri birbiriyle
karşılaştırıldığında periyot farklarının sonuçlar üzerinde her zaman
çok etkili olmadığı da görülmektedir, Tablo 2.
 |
| Şekil 4 |
|
Tablo 1 |
 |
|
Tablo 2 |
|

|
Öte yandan
yurdumuzda kırsal kesimde üç-dört kata kadar gerçekleşebilen ve
duvarların önce örülüp, betonu sonradan dökülen ve yönetmeliklerde
öngörülen minimum değerlerden daha az donatısı bulunan düşey hatıl
nitelikli kolonlarla ve üstlerindeki kirişlerle ya da yatay
hatıllarla bütünleşmiş duvarları bulunan yapıların, depremde çok iyi
davranış sergilediği görülmektedir, Fotoğraf 6 ve 7.
 |
 |
| Fotoğraf 6 |
Fotoğraf 7
|
İki eksenli gerilme
etkisindeki bazı duvarlar için ülkemizde yapılmış deneysel bir
çalışmanın [3] sonuçlarını özetleyen Şekil 5 deki kayma gerilmesi
- normal gerilme ilişkileri incelendiğinde, duvarların bir
miktar basınç altında ihmal edilemeyecek düzeyde kayma dayanımına
sahip oldukları görülmektedir.
Bu değerler, mevcut az
katlı yapıların ortalama beton basınç dayanımları olan 100± 28
kg/cm2 değerinden üretilen yaklaşık kayma dayanımı 11
kg/cm2 ile karşılaştırıldığında ihmal edilemeyecek
değerlerdir.
Hesaba
katılmadığı zaman yapıda burulma veya kısa kolon oluşturabilen,
betonarme binalardaki bölme duvarları konusunda diğer ülkelerdeki
durum incelendiğinde şu noktalar dikkat
çekmektedir;
- ‘Eurocode #8 Design
Provisions for Earthquake Resistance of Structures Bölüm 1-4’ ,
Binaların onarım ve güçlendirilmesi bölümünde mevcut yapı periyodu
olarak ölçümle bulunan değerlerin kullanılabileceği yani bölme
duvarlarının yalnız kütleleriyle değil yatay rijitlikleriyle de
gözönüne alınabileceği ifade edilmektedir, (Bakınız Bölüm
3.4.1(3)).
- Donatısız bölme
duvarı inşaa etmeme eğilimi kuvvetlidir.
- Bölme duvarlı
çerçeve tanımı yapılmakta ve bölme duvarları hesaplara
katılmaktadır.
Unutulmaması gereken genel bir
başka özellik de, mevcut betonarme yapılarımızda esnek olan
çerçevelerin eğilme deformasyonları yaptığı sırada düğüm noktaları
dönerken, bunların içinde yer alan bölme duvarlarının kayma tipi
şekildeğiştirme yapacağı ve ileri şekildeğiştirme aşamalarında bu
farklılığın daha da belirginleşeceğidir. Bunun sonucu olarak, yatay
deprem etkisinde bölme duvarı ile çerçeve elemanlar arasında
birbirlerine değen kesimler iki çapraz köşede sınırlı bölgede
kalacak ve geri kalan kısımda çerçeve ile bölme duvarı birbirinden
ayrılacaktır. Bu davranış şekli yaklaşık olarak sanal bir çift
çapraz çubukla temsil edilebilmektedir.
Ülkemizde kullanılan bölme
duvarlarını temsil etmek için kullanılabilecek bu sanal çubukların
mekanik özellikleri neler olmalıdır? Bu konu yürütülen deneysel
incelemenin amaçları arasında yer almaktadır, [4].
Deneysel
Çalışmalar
İTÜ
İnşaat Fakültesi Yapı ve Deprem Mühendisliği Laboratuvarında 1994
yılından bu yana devam eden deneysel çalışmalardan biri de “Bölme
Duvarlı Betonarme Düzlem Çerçeve Deneyleri” dir.
Deney
Numuneleri
Yaklaşık
½ ölçeğiyle hazırlanan bir açıklıklı tek katlı çıplak çerçeve
numunelerinde açıklık ve yükseklik sırasıyla 220 cm ve 152.5 cm olup
genişlik/yükseklik oranı 1.44 e karşı gelmektedir. Dikdörtgen
kesitli kolonların boyutları b / h = 20x25 cm dir. Tablalı olarak
oluşturulan kirişin boyutları ise b / h / bt = 20 / 32.5
/ 82 cm dir, Fotoğraf 8. Donatı ayrıntıları Şekil 6 da topluca yer
almaktadır.
Bu
numune, karşılaştırma yapmak amacıyla kullanılmış standart
numunedir. Kolon-kiriş birleşim bölgesi ve döşemenin de genel
davranışa katkısını, gerçeğe yaklaştırabilmek amacıyla çerçeve
düzlemine dik kirişlerden ve döşemeden belirli bölümler, bu numuneye
katılmıştır.
Deneysel
çalışma kapsamında; çıplak çerçeveler, değişik türde bölme duvarlı
çerçeveler, çevresiyle bütünleşik bölme duvarları ve ince perdelerle
güçlendirilmiş bütünleşik bölme duvarlı çerçeveler yatay yük
taşıyabilmeleri, süneklikleri ve göçme biçimlerinin gözlenebilmesi
gibi amaçlarla denenmiştir, Şekil 7.
 |
| Fotoğraf 8 |
 |
 |
| Şekil 6 |
Şekil
7 |
Malzeme
Özellikleri
Üretilen
numunelerde BCI türü donatı ve BS16 kalitesinde beton
kullanılmıştır. Bölme duvarlarının oluşturulmasında ise uygulamada
yaygın olarak kullanılan boşluklu tuğlalar delikleri yatay gelecek
biçimde yer almaktadır. Ortalama duvar kalınlığı 19 cm dir. Bu tür
tuğlalarda deliklere dik doğrultudaki basınç dayanımı 20-40
kg/cm2 düzeyindedir.
Hasarlı
betonarme çerçevelerin güçlendirilmesi amacıyla, bazı numunelerde,
basınç dayanımı 450-500 kg/cm2 düzeyinde olan yüksek
dayanımlı tuğlalar da kullanılmıştır.
Bölme
duvarlarının derz ve sıvalarında kum-çimento-kireç harcı
kullanılmış olup, ortalama basınç dayanımı 90 kg/cm2
düzeyinde gerçekleşmiştir.
Deney
Düzeneği
Yerdeğiştirme kontrollü olarak
gerçekleştirilen bu deneysel çalışmalarda, yatay yük için
numunelerin bazılarında ± 25 ton yükleme kapasiteli iki yönlü
hidrolik veren, bazılarında ise +50 ton kapasiteli tek yönlü
hidrolik veren kullanılmıştır.
Laboratuvar döşemesine, öngerme
verilmiş çubuklarla bağlanan rijit bir radye temel üzerine inşa
edilmiş olan numunelere yeterli sayıda ve yeterli duyarlıkta
yerdeğiştirme ölçer bağlanmış, göreli hareketlerin hepsi kontrol
edilmiş ve tüm deneylerde benzer bir yerdeğiştirme dizini
uygulanmıştır. Bu yerdeğiştirme dizini, küçük göreli
yerdeğiştirmelerden başlayıp artmakta ve her
düzeyde her iki yönde üçer kez uygulanmaktadır, [1].
Deney
Sonuçları
Denenen
13 numuneye ait sonuçlar süneklik, dayanım, hasar dağılımı, göçme
biçimi açısından karşılaştırılmaktadır. Bu incelemeler kapsamında,
- Şekil 8 de verilen
çıplak çerçeve sonuçları, bunun içine sonradan örülen bölme
duvarının sistem davranışına olan etkisini sergileyen, Şekil 9a ve
Şekil 9b, sonuçlar ile karşılaştırılmaktadır, (Bkz. Şekil
12).
 |
| Şekil
8 |
 |
 |
| Şekil 9a |
Şekil
9b |
- Duvar
örüldükten sonra betonu dökülen, betonarme çerçeveyle duvar
arasında beton kayma kamalarının doğal olarak oluştuğu bütünleşik
bölme duvarının, Fotoğraf 9, sistem davranışa etkisi incelenmekte,
Şekil 10, sonuçlar çıplak çerçeve sonuçları ile
karşılaştırılmaktadır, (Bkz. Şekil 12).
 |
|
Fotoğraf
9 |
 |
| Şekil
10 |
- Yatay
yükler etkisinde, bölme duvarları hasar görmüş çerçevelerde dört
farklı güçlendirme yönteminin etkisi incelenmektedir.
Bunlar,
- Hasarlı duvarın her
iki yüzüne, donatı ağı yerleştirip püskürtme beton atılarak ya da
eşdeğer bir işlemle örneğin sıvanarak kalıpsız, çevre elemanlara
bağlı, ince betonarme perdeler oluşturulması, Fotoğraf 10, Şekil
11.
 |
 |
| Şekil 11 |
Fotoğraf
10 |
- Hasarlı betonarme
çerçevelerde, dört kenara kayma kamaları ekildikten sonra çerçeve
içine yüksek veya normal dayanımlı tuğla duvar örülmesi, duvarla
betonarme elemanlar arasının betonla doldurulnası, Fotoğraf 11,
(Bkz. Şekil 13).
- Hasarlı duvarın her iki
yüzüne çevre elemanlara dokunmadan, karbon lifli şeritlerin
yapıştırılması, Fotoğraf 12, (Bkz. Şekil
14).
 |
|
| Fotoğraf 11 |
Fotoğraf
12 |
Hasarlı betonarme
çerçeveler içine çeşitli detaylarla fabrika örümü kayma bağlantılı
donatı ağı yerleştirilip, püskürtme betonla kaplanması, Fotoğraf 13,
(Bkz. Şekil 15), [5].
 |
| Fotoğraf
13 |
Bazı
ayrıntıları yukarıda özetlenmiş bulunan bir dizi deneyin sonuçlarını
bir araya getirmek üzere Şekil 12, Şekil 13 ve Şekil 14 de verilen
diyagramlar oluşturulmuştur.
Şekil 12
de verilen yatay yük - tepe yerdeğiştirmesi çevrimlerinin
zarfları karşılaştırıldığında ortaya çıkan sonuçlar
şunlardır;
 |
|
Şekil
12 |
- Çıplak çerçevenin başlangıç rijitliği ve en büyük yatay yük
taşıma kapasitesi, içine duvar örülmüş numunenin karşılık olan
değerlerinden önemli ölçüde küçüktür.
- Bölme duvarı, çevresindeki betonarme elemanlarla bütünleşmiş
numunede başlangıç rijitliği ve dayanım, bütünleşik olmayan
numunelere ait karşılık gelen değerlerden çok büyüktür.
- Hasar görmüş bütünleşik bölme duvarının iki yüzünde
oluşturulan ince betonarme perdeli numunenin sonuçları da rijitlik
ve dayanım bakımından önceki numunelerin üstünde kalmakta ve daha
büyük deplasman seviyelerinde önemli dayanım düşüşleriyle
karşılaşılmamaktadır. Deney düzeneği sınırları dolayısıyla, bu
deneyde ± 25 tonluk yük düzeyine kadar gerçekleştirilen iki yönlü
yüklemenin ardından tek yönlü itme yapılmıştır.
- Duvar yüzeyinde yer alan hasır donatının duvarda dağılmayı
tümüyle önlemiş olması ve göçmenin tabanda büyük bir kesit
oluşturan ve iki kolondaki donatılar ile temele bağlanmış hasır
donatının akmasıyla ortaya çıktığı gözlenmiştir
Şekil 13
de bir araya getirilen sonuçlar, onarılmamış hasarlı betonarme
çerçevenin içine örülmüş ve onunla bütünleştirilmeğe çalışılmış üç
ayrı duvarın sistem davranışına katkısını sergilemektedir. Sonuçlar
çıplak çerçevenin yük-yerdeğiştirme bağıntısıyla
karşılaştırıldığında;
 |
|
Şekil
13 |
- Her üç duvarın da önemli rijitlik ve dayanım artışı sağladığı,
yeter süneklik sergileyebildikleri görülmektedir.
- Tuğla basınç dayanım farklarının bu deneylerdeki sonuçlar
üzerinde fazla etkili olamadıkları, duvar dayanımında harcın çekme
dayanımının önemli rol oynadığı görülmektedir. Duvarda kırılmanın
bazen tuğlayı da kesen köşegen doğrultusundaki birbirine paralel
çatlaklarla ortaya çıktığı gözlenmiştir.
- Boşluklu, gevrek düşük basınç dayanımlı bölme duvarı tuğlası
ile yapılan benzer deneyde ilk diyagonal çatlakların ortaya
çıkmasından sonra deney durdurulmuş (Bkz. Şekil 13) ve bu hasarlı
numunenin her iki yüzüne çapraz doğrultularda karbon elyafı
yapıştırıldıktan sonra deney yinelenmiştir. Ulaşılan yatay yük -
tepe yerdeğiştirmesi eğrileri Şekil 14 de diğer iki eğri grubuyla
karşılaştırılmıştır. Bu eğrilerden çerçeveye çeşitli yükleme ve
boşaltmalar uygulandığı görülmektedir. Karbon liflerinin duvar
gövdesindeki eğik çekmeyi almasından sonra hasar görmüş bölme
duvarı kendini toparlayarak hem rijitlik hem çok daha yüksek yatay
yük dayanımlarına ulaşmıştır. Tek yönlü olarak yapılan bu yükleme,
numunenin yönü 180° döndürülüp yinelenmiş ve mevcut çatlaklar
kapanarak benzer sonuçlara ulaşılmıştır.
 |
|
Şekil
14 |
Hasarlı
betonarme çerçeveler içine ilave edilen fabrika örgüsü kayma
bağlantılı donatı ağı durumunda ulaşılan davranış biçimleri ve
standart çıplak çerçevenin davranışı topluca Şekil 15 de
gösterilmektedir.
 |
|
Şekil 15 |
Şekil
12, 13, 14 ve 15 de karşılaştırılan diyagramlar, hangi tür olursa
olsun bölme duvarlı çerçevelerin çıplak çerçeveden en az iki kat
daha fazla yatay yük taşıyabildiğini göstermektedir.
Bir
örnek olmak üzere, alt sınırlar kullanılarak, bu miktar kabaca 15
ton olarak kabul edilirse, ½ ölçek farkı ile uygulamadaki benzer
çerçeveli bir duvarın 30 ton kesme kuvveti taşıyabileceği
düşünülebilir. Birbirine benzer böyle iki duvarın taşıyacağı toplam
kesme kuvveti 60 ton; 600 ton ağırlığındaki bir yapının 0.10, 300
ton ağırlığındaki bir yapının ise 0.20 düzeyindeki deprem
yüklemesine karşılık gelmektedir. Her katı 100 m2 olan 6
veya 3 katlı bir binaya karşı gelen bu örneklerin, özen
gösterilmeden ve perde kullanılmadan inşa edilmiş pek çok konut ya
da işyeri tipine karşı gelebileceği görülmektedir. Başka bir
deyişle, küçük binalarda her iki doğrultuda, bina büyüklüğüne ve
bölgenin depremselliğine göre az sayıdaki duvarın,
- Tüm katlarda üst
üste gelecek biçimde,
- Mevcut burulmayı
azaltacak konumda olmak üzere seçilmesi ve taşıyıcıya
dönüştürülmesi, ve buna uygun bir temel yapılması [6], binanın
deprem güvenliğini önemli ölçüde arttırabilecektir.
Sonuçlar
- Depremin başlangıcında yapılar, hesaba esas alınan deprem
yüklerinden daha büyüğünün etkisinde kalmaktadır. Sağlam zeminlere
oturan yapılar için bu olasılık yumuşak zeminlerde oturan
yapılardakinden daha yüksektir.
- Bölme duvarlarını göz önüne almaksızın yapı davranışını
gerçeğe yakın olarak kestirmek mümkün değildir.
- Bölme duvarları güçlendirme amacıyla kullanılabilir.
Özelliklerini iyileştirme yönündeki çalışmalar sürdürülmektedir.
- Yukarıda özetlenen deneysel çalışmaların sonuçları ümit
verici olmakla birlikte henüz uygulamada kullanılacak aşamaya
gelinmemiştir. Bu konuda, ülkemizdeki malzeme özellikleri
gözönünde tutularak üretilecek daha çok bilgiye gereksinim vardır.
Deneysel ve kuramsal yeni çalışmaları gerektiren bu yöndeki
araştırma girişimleri yönlendirici ve yönetici konumdaki ilgili
kurumlarca öncelikle desteklenmelidir. Bu yolla yapılacak
güçlendirme ile toptan göçmeyi kolayca engellemek mümkün olduğu
gibi o düzeyin üzerindeki güçlendirmeler içinde çok büyük maliyet
düşüşleri sağlayacak nitelikler bulundurmaktadır.
Kaynaklar
[1]
Yüksel, E., ‘Bazı Düzensizlikler İçeren Üç Boyutlu Büyük Yapı
Sistemlerinin Doğrusal Olmayan Çözümlemesi’, Doktora Tezi, İTÜ Fen
Bilimleri Enstitüsü, Haziran 1998. [2] Karadoğan, F., Yüksel,
E., Teymur, P., Sağbas, G., Saruhan, H., ‘Report on Seismic
Evaluation of Five Representative Buildings’, İTÜ Geliştirme Vakfı
Teknik Rapor No:01/02/063, Nisan 2001. [3] Yorulmaz, M., Atan
Y., ‘Çeşitli Forme Yapı Taşlarıyla Yapılmış Duvar Nümunelerinin İki
İstikametli Yükleme Altında Davranışları’, 1971. [4] Repair and
Strenghening of Existing Buildings, Second Japan-Turkey Workshop on
Earthquake Engineering, Volume I, February 1998, Istanbul. [5]
Mourtaja, W., ‘Use of Shotcreted Panels for Strengthening and
Construction of Low Rise Buildings’, Doktora Tezi, İTÜ Fen Bilimleri
Enstitüsü, Aralık 2000. [6] Karadoğan, F., Yüksel, E.,
‘Strengthening Techniques Recently Used and the Altered Structural
Behavior of RC Buildings’, Greek–Turkish Joint Workshops On Seismic
Assesment and Retrofit of Structures, January 2001, Athens and
Istanbul.
|