Mustafa Değirmenci Avcılar Belediye Başkanı

 

 

Şehirleri boşaltmakla depremin önüne geçilmez

“Türkiye depremleri yaşamıştır, yaşayacaktır.
Şehirleri boşaltmakla bunun önüne geçilemez'

 

17 Ağustos 1999 Marmara Depreminde sadece manen değil, yıkılan 28 adet binası ile maddi anlamda da büyük bir çöküntü yaşayan Avcılarda; Bakanlığımızca binaların hasar tespit değerlendirmelerinin yapılması aşamasına kadar geçen sürede en kısa zamanda Belediyemiz ve Kaymakamlık Makamımız tüm bölge halkı ile örgütlenerek bir bütün olarak hareket etmiştir.

Tek amacımız en kısa zamanda zarar ve ziyanlarımızı, kayıplarımızı kayıt altına alarak manen insanlarımıza moral vermek olmuştur. Sokakta kalan yurttaşlarımız bilgimiz ve kaydımız dahilinde ailelerin yanına verilmiştir. Giyecek, yiyecek, içecek, ilaç temini gibi çeşitli organizasyonlar yapılmıştır. Bu arada yardımlarını esirgemeyen tüm esnaf, şirket, fabrikalar, kurum ve kuruluşlar ile odalara; Avcılarlı olsun olmasın bölgemizde tespit çalışmalarında bulunan mimar ve mühendislerimiz ile kurtarma çalışmalarında bulunan ekiplere; gönüllülük bazında gece gündüz çalışan sağlık ekiplerimize teşekkürü borç bilirim.

AVCILAR İLK DEPREM İLE 1894'TE TANIŞTI

Avcılar İlçesi deprem tarihinde ilk kez 1894 İstanbul (Prens Adaları) depremi ile anılır.

İstanbul'un hem Avrupa hem de Asya bölgesinde yıkım ve can kaybına neden olan, belli bir ölçüde tsunaminin de yaşandığı bu depremde; Avcılar İlçesinin Ambarlı Köyünden doğuya doğru, sahile paralel olarak yaklaşık 3 km. uzunluğunda ve 8 cm. genişliğinde bir yarığın gerçekleştiği ifade edilir. Yapısal hasarın ve can kaybının olmadığı bu depremde yaşanan olay, depremin tetiklediği toprak kayması, heyelandır.

Önceleri küçük bir Rum köyü olan ve geçimini genelde balıkçılıkla sağlayan Avcılar-Ambarlı bölgesi, Cumhuriyetin ilk yıllarında gerçekleşen mübadele sonucu Türklerin yerleşmeye başladığı alan olmuştur. Bölgenin kuzeyinde ise, Küçükçekmece Gölü kenarında 1929 yılında kurulan Firuzköy yerleşimi de bunun bir başka boyutudur.

1960'lı yılların ortalarında mahalle, daha sonraki yıllarda belediye statüsüne kavuşan Avcılar kısa zamanda gelişme becerisi göstererek bir çekim merkezi olmuştur.

İlçemizin, özellikle güney bölümünde yer alan 7 mahallesini içeren ilk zemin etüdü İller Bankası tarafından 1971 yılında yapılmıştır. Gözlemsel olan bu rapora dayalı olarak Bakanlıkça üretilen imar planları ise 1982 yılında onaylanarak yürürlüğe girmiştir. Heyelan riski bulunan alanlarda genellikle ‘j' lejantı kullanılarak, zemin etüdü yapılma koşulu getirilirken, bu alanlarda yapılaşma emsalleri 0.20/0.40 olarak iki kat sınırlaması ile yapılaşma alanı içinde tutulmuştur.

1991 yılında ilçe olan ve Büyükşehir Belediyesine bağlı bulunan Avcılar İlçemiz; toplam 3767 hektarlık alanda güneyinde Merkez, Ambarlı, Cihangir, Denizköşkler, D-100 kuzeyinde Mustafa Kemalpaşa, Üniversite, Gümüşpala, Yeşilkent, Firuzköy, Tem yolu kuzeyi ile kısmen güneyinde Tahtakale olmak üzere 10 mahalleden kuruludur. Özellikle Eski Londra Asfaltı (D-100 Karayolu)'nun deniz tarafında kalan bölümü sayfiye kenti olarak gelişimini bugüne kadar korumuştur. İstanbul içindeki sanayi kuruluşlarının şehir yakınında bu alanları yeni faaliyet alanları olarak seçmesi, buradaki işgücünün de konut gereksinimini yine bu alan içinde tercih etmesi göçün teşvikini canlandırırken; İstanbul yakınında bir dinlence yeri olma özelliğini de korumuştur.

NÜFUSU HERGEÇEN GÜN BÜYÜYOR

Şu an Bakanlıkça ve Büyükşehir Belediye Başkanlığı'nca yapılarak onanan yeni üst ölçekli planlarımız da göz önünde bulundurulduğunda yaklaşık 384 000 kişilik nüfus öngörülen 1188 hektarlık konut alanında fiilen 235 113 kişilik nüfus barınmaktadır.

İSTANBUL SAHİLİ 1. DERECE DEPREM BÖLGESİ

Beklenen İstanbul Depremi olayı, 1990'lı yıların ilk yarısında bilim dünyasında yerini almıştır. Kamuoyunun genelde bilgilendirilmediği o yıllarda yapılan uyarıları dikkate alan merkezi yönetim, aldığı kararla 1990'lı yılların ikinci yarısında ilçemizle birlikte, özellikle İstanbul'un Marmara Denizi'ne cepheli yerleşim alanlarını, ilçelerini 1. derece deprem bölgesine almıştır. Bu derecelendirme, yapılaşmasını büyük bir oranda tamamlamış Avcılar İlçesi dışında İstanbul ili içindeki tüm yapılarda statik açıdan sorun gündeme getirmiştir. Bu soruna daha sonra ayrıca detaylı bir şekilde değineceğim.

Yasal boşlukların, denetimsizliğin, popülist politikaların yarattığı, projesiz, ruhsatsız bir kentte, ruhsatlı yapıların dahi statik güvenliğini ortadan kaldıran deprem derecelendirmesi yanında, 2000'li yıllara kadar “zemin etüdü” kavramının bile gündemde olmadığı anda beklenen İstanbul depremi öncesinde ‘Gölcük' merkezli Doğu Marmara Depremi yaşanmıştır.

HALK ÇÖZÜM İÇİN HÜKÜMETTEN ÇOK BELEDİYELERE KOŞUYOR

Merkezi iktidarın müdahalede geciktiği, bugün bile birçok konuda tespit ve önlemler alma bazında kararsız kalındığı ortamda; halk kendi seçtiği yerel yöneticileri ile el ele çözüm yaratma uğraşısı içinde olmuştur.

Çünkü o halkı yaratan fertlerin doğumundan ölümüne kadar hizmet götüren ilk yönetim, ilk yöneticileri belediyelerdir, belediye çalışanlarıdır.

‘Gölcük' merkezli Doğu Marmara Depreminde tabii ki akla ilk gelen soru ;

Avcıların depremden neden öncelikli olarak etkilendiği hususu olmuştur. Sevgili hocamız, aynı zamanda deprem dedemiz olan Prof. Dr. Ahmet IŞIKARA'nın dediği gibi “deprem öldürmez, bina öldürür” öz deyişine uygun olarak, yaşanan depremlerde trajedik sonuçlar çıkmaktadır.Bu nedenle Belediyemiz, Çeşitli Meslek Odaları, Üniversiteler ve gönüllülük bazında çalışan mimar ve mühendislerimizce Avcılardaki binalarımızın hasar tespitleri çeşitli incelemeler gerçekleştirilmiştir. Bakanlığımızca yapılan hasar tespitleri değerlendirilerek haritalara işlenmiş bilahare; Üniversite, Bayındırlık ve İskan Bakanlığı Afet İşleri Genel Müdürlüğü ile yer bilimleriyle ilgili odalardaki değerli hocalarımızdan danışmanlık hizmetleri alınmıştır. Ev ev, sokak sokak gezilerek gerekse büyük çaplı toplantılar yapılarak halkımız bilinçlendirilmeye çalışılmıştır.

Avcılar 17 Ağustos 1999 Marmara Depreminin ardından yaralarını sararak acılarını kalbine gömüp geçmişteki olumsuz gelişmelerden ders çıkararak; deneyimleri ile geleceğe umutla bakarak; yatırımları ve gelişimleri ile Türkiye'nin parlayan yıldızı olma yolunda ilerlemektedir.

ZEMİN ETÜTLERİ YAPILDI

Bayındırlık ve İskan Bakanlığı Afet İşleri Genel Müdürlüğünce yayınlanan imar planlarına altlık teşkil edecek zemin etütlerinin hangi bölgelerde yeniden ve hangi koşullarda ve nasıl değerlendirileceğine ait 10 No'lu genelgesi doğrultusunda plana altlık teşkil eden yerleşime uygunluk amaçlı zemin etütlerimiz tüm bölge bazında yeniden değerlendirilmeye alınarak bu zaman zarfında imar uygulamaları durdurulmuştur. Bölgemizde iki bölümde gerçekleştirilen zemin etüdünden güneydeki 7 mahallemizi içeren bölüm 15.05.2001 tarihinde Kuzeyde Firuzköy, Tahtakale,Yeşilkent olmak üzere üç mahallemizi kapsayan alanda yapılan zemin etütleri ise 10.07.2001 tarihinde Afet İşleri Genel Müdürlüğünce onaylanmıştır. Bu raporlar doğrultusunda gerekli yapılaşma kararları, yürürlükteki imar planı üzerine aktarılarak, uygulamalarda göz önünde bulundurulmuştur.

AVCILAR HER AN DEPREME HAZIR

Aynı zamanda Kurtarma konusunda Acil Eylem Planları geliştirilerek daha planlı daha hızlı bir şekilde örgütlenme ve eyleme dönüştürme modelleri oluşturulmuş; bu konuda sivil savunma ekipleri yetiştirilmiş ve belirli aralıklarla tatbikatlar sağlanarak acil durumlar için her an aktif göreve hazır durumda tutulmaktadırlar.

Olası depremde çadır açılacak alanlardan, kriz masası oluşturulacak alanlara, kurtarmada faydalanılacak helikopter alanlarından, sahra hastanesi görevi görecek alanlara, acil kullanılacak yollara kadar tespit ve değerlendirmeler yapılmıştır. Tabii ki bu durum gerçekleşmesini temenni etmediğimiz deprem sonrasında yaşanılacak olumsuz senaryolar neticesinde izlenecek yöntemlerdir.

HEYELAN BÖLGESİ AFET ALANI OLDU

İlçemiz Ambarlı Mahallesinde geçen yıl başlayan heyelan olayı öncelikle Belediyemiz tarafından tespit edilerek, gerek Büyükşehir Belediyesi, gerekse Bayındırlık ve İskan Bakanlığı Afet İşleri Genel Müdürlüğü'ne anında iletilmiştir. Yetkilerin tartışıldığı, çalışmaların yılan hikayesine döndüğü bir ortamda; yeni bir afetle karşı karşıya kalan halkın yine başvurduğu, yardım beklediği tek kurum Belediyemiz olmuştur.

Eli kolu bağlı bir Belediyenin yaşanan veya yaşanacak afetlerde, halkın yarasına merhem olma çabası hiçbir zaman yadsınamaz.

Ambarlı örneğinde olduğu gibi; Büyükşehir Belediyesince sürdürülen ve bundan yaklaşık 4-5 ay önce tamamlanarak Afet İşleri tarafından onanan yeni rapora göre bölge; “Yerleşime Uygun Olmayan Alan” ilan edilmiştir. Ancak bu alanların “Afet Alanı” olma kararına ise henüz 27.07.2005 tarihinde olur verilmiş olup bu konuyu bildiren evrak 15.08.2005 tarihinde Yazı İşleri Müdürlüğümüzün kaydına girmiştir.

ŞEHİRLERİ BOŞALTMAKLA DEPREMİN ÖNÜNE GEÇİLMEZ

Ülkemiz coğrafi konumu nedeniyle bir deprem bölgesidir. Depremleri yaşamıştır., yaşayacaktır. Şehirleri boşaltmakla bunun önüne geçilemez. Gelişen bilim ve teknolojiyle birlikte, bunlardan yararlanan ve uygulayan bilim adamları ile birlikte şehir plancısı, mimar ve mühendislerimize güvenerek yerleşim politikalarını oluşturacağız. Bu politikaları da popülist tutumlardan uzak tutarak, kararlı yöneticiler eliyle uygulama ortamı yaratacağız. Uygun zeminde uygun planlama kararları ile şehirlerimizi kurarken, yapılaşmanın da mimari kimliğimizi yitirmeden yaratmanın bilinci içinde olmayız.

HALKI DEPREM KONUSUNDA BİLİNÇLENDİRİYORUZ

En önemlisi depremin acı sahnelerini bir daha yaşamamak adına kanun ve yönetmeliklere uygun binaların inşa edilmesi doğrultusunda denetimlerimizi sıklaştırmamız yanında depremin ne kadar doğru hareket etsek de bölgemizde veya ülkemizde veya çok gelişmiş ülkelerde verdiği, vereceği zararlardan dersler çıkarıp bunlardan korunma yolları doğrultusunda seminerler, sempozyumlar düzenleyerek halkımızla birlikte bilinçlenmek ve gerekli yasal düzenlemeleri ivedilikle yerine getirerek teknik donanımlarımızı gerçekleştirmektir.

Planlarımız yeni zemin etütleri doğrultusunda değerlendirilerek Büyükşehir Belediye Başkanlığı'na sunulmuştur. Planlarda sakıncalı alanlar yapılaşma dışı bırakılmıştır. Zemin etüt sonuçlarına dayanan planlarda parsel bazında zemin etütleri değerlendirilerek uygulamalar denetlenmeye çalışılmaktadır.

Uzun vadede heyelan açısından riskli alanlarımız ile hisseli kaçak yapılaşma eğilimi gösteren alanlarımızda halkımızı mağdur etmeden sağlıklı ve planlı gelişmenin yolları ve yöntemlerinin saptanacağı kentsel dönüşüm alanları saptanmakta ve bu alanlarla ilgili kurumlarla işbirliği sağlanarak projeler geliştirilmektedir.

Ancak genel hatları ile değindiğim deprem gerçeğiyle nasıl yaşadığımız ve neler yaptığımız hususundaki konulardan ziyade bir kamu kurumu olarak yaşadığımız tecrübelerimizden ötürü net olarak belirlediğimiz halkımızın sorunları ve çözüm önerileri üzerinde durmak istiyorum.


ÇÖZÜM ÖNERİLERİ

Konuşmamın başında da belirttiğim deprem derecelendirmelerinde; Planlı gelişmenin yanı sıra bir bölgenin 1.deprem kuşağında veya ikinci deprem kuşağında kalıp kalmaması sonucunda yeni inşa edilen binalarda aranan yapım şartları teknik açılardan farklılıklar göstermektedir. İstanbul genelinde ilan edilen yeni deprem kuşağı nedeniyle 1997 yılı öncesinde yapılan binalarda yasal olarak aranan yapım şartları ile yeni yapılmakta olan binalarda aranan yapım şartları bir olmadığından yasal binalarında deprem yönetmeliğine uyumsuz olması sorunu gündeme gelmektedir. Tüm belediyelerde olduğu gibi bizim bölgemizde de bu durumda mevcut binaların yeni oluşan durum ışığında yıpranma açısından ömrünü tamamlamadığı da göz önünde tutulduğunda binanın özelliklerine uygun ve doğru bir biçimde güçlendirilmesi gerektiği gerçeğini gündeme getirmektedir.

Bu doğrultuda belediye binamızı deprem sonrasında güçlendirdiğimiz gibi; belediye olarak binaların güçlendirilmesi gerektiği hususunda halkımızı bilinçlendirip teşvik ettik. Ancak bu doğrultuda bazı sorunlarla karşılaştık.

Bugüne kadar alınan bütün önlemler depremden sonra kurtarmaya yönelik alınacak tedbirler üzerine olmuştur. Aslen mevcut binalarımızın depremde veya herhangi bir afette daha az zarar görmesi hususundaki tedbirlerin geliştirilmesi daha az can ve mal kaybını gündeme getireceğinden, bu konunun ön plana çıkartılarak yasal düzenlemelerle teşvik edilmesi daha uygun olacaktır.

Bu doğrultuda güçlendirme yapılacak mevcut binaları yasal statüleri açısından genel anlamda ikiye ayırmamız gerekecektir.

1- Mevzuata uygun olarak yapılmış binaların güçlendirilmesi

2- Mevzuata aykırı ancak fiilen var olan ve yasal özelliğe kavuşturulması uzun vade gerektiren binaların güçlendirilmesi

Burada yasal olmayan binaların yasal konuma getirilerek affedilmesi anlamı çıkartılmamalıdır. Amaç mümkün olduğunca maddi ve manevi zararların maksimum düzeyde çözümünü sağlayarak çarpık yapılaşmış alandaki vatandaşlarımızı kaderlerine terk etmeden zaman içinde çözülecek planlı gelişime geçebilmenin tepkisiz biçimde ön koşullarını oluşturmaktır.

Kat güçlendirme projelerine onay verebilmek için muvaffakat konusunda yasal düzenlemelerin yapılarak mevzuata aykırılıklarla ilgili engellerin kaldırılması

Binaların güçlendirilmesinde uzun vadede düşük faizli iç ve dış kaynaklı konut ipotekli kredi alabilmenin koşullarının yaratılması

Zorunlu Deprem Sigortası Fonunun bir kısmının bu amaç doğrultusunda harcanabilmesinin yasal zeminlerinin oluşturulması ile;

Sürekli Deprem Senaryolarının canlı tutularak toplumda psikolojik korkuların yaratılması veya varolan korkuların tetiklendirilmesi yerine bu konuda uzman olan kişilerle; (psikologlarla) birlikte bilinçli bir program oluşturularak bu doğrultuda medyanın da katkıları ile pozitif ortamlar yaratılması amaçlanmalıdır.

 

AVCILAR BUGÜN BİR CAZİBE MERKEZİ OLDU

Şimdi Avcıları yeniden inşa edebilme uğraşısındayız. Öncelikle İstanbul'umuzun geneli içinde geçerli olduğu gibi, mevcut yapı stoğunun 1997'den önce yapılanları için güçlendirme projesinin yaşama geçirilmesi gereklidir.

Ülkemiz insanlarının geleceklerine umutla bakabilmeleri onların sorunlarına sahip çıkmamızla mümkün olacaktır.

Gündemimizde rekreasyon alanlarını tüm özellikleri ile gerçekleştirme projelerimiz de vardır.

Geçen gün 100 bin kişi ile gerçekleştirilen tek açık hava konseri İlçemizde yapılmıştır.

Sadece kendi sınırları içinde değil, bölge hinterlandı içinde önemli bir konumu olan Avcılar; bir merkezi iş alanı, bir ticaret alanı, bir kültür alanı, bir spor merkezi, Küçükçekmece Gölü ile Marmara Denizini birlikte kullanan bir rekreasyon merkezini hedeflemiş durumdadır.

AMACIMIZ SAĞLIKLI ÇEVRE, BİLİNÇLİ TOPLUM, SORUMLULUKLARINI BİLEN SEVGİYLE, ŞEVKLE ÇALIŞAN, EKİP OLMA BİLİNCİNE VARMIŞ ÇALIŞANLARI İLE BÜTÜNLEŞMİŞ KAMU KURUMU OLMA YOLUNDA ÖNCÜ OLMAK, SORUMLULUKLARINI BİLEN BİR BELEDİYE OLARAK GEÇMİŞİMİZİ BIRAKABİLECEĞİMİZ; TORUNLARIMIZA ÖRNEK OLACAK HALKLA BÜTÜNLEŞMİŞ BİR ÖRGÜTLENME MODELİ OLUŞTURMAKTIR.

VE İŞTE HALK DAYANIŞMASININ SONUCU

17 Ağustos bizlere dayanışmanın ve birbirimize sahip çıkmanın bir kez daha ne kadar önemli olduğunu büyük acılarla hatırlattı. Altıncı yıldönümünde bir kez daha “Dayanışma, dayanışma, dayanışma” diyorum. 17 Ağustos'un olumsuz etkilerini aşabilmişsek ve bugünden yarının alt ve üst yapısı, ile sağlıklı-güvenli bir Avcılar'ı yaratabilmişsek bunun nedeni Avcılar'da hayata geçirilen dayanışmanın, birlik ve beraberliğin; yüreklerimizi ortak yürek, akıllarımızı ortak akıl, emeklerimizi ortak emek yapabilmenin sayesinde olmuştur.