|
|
İnş. Yük. Müh. Sadık S.KAYHAN
Kadıköy Belediye Başkanlığı İmar İşleri Müdürü |
|
Depreme Karşı Yapılan Hazırlıklar Yeterli
Sayılabilir mi ? 1999 öncesinde de deprem ülkemizin bilinen bir gerçeğiydi. Anadolu da her yıl yüzlerce deprem olmasına karşın ciddiye alınmadı. Ne zamanki Marmara depremi oldu, Deprem Türkiye'nin gündemine olanca ağırlığıyla oturdu. Nedeni Türkiye'nin ekonomisinin ve Nüfusunun büyük bir kısmının bu bölgede olmasıydı. 17 Ağustos 1999 depreminden sonra Bilim dünyasında, basında, Üniversitelerde, meslek kuruluşlarında, evlerde, sokaklarda her yerde deprem tartışıldı. Fayların yerini olası depremin şiddetini, tahmini yıkılacak bina sayısını ve ölü sayısını neredeyse herkes ezberledi. (Farklı görüşleride) Belediyelerimiz ve Valiliğimiz deprem sonrası hazırlıklarını yaptılar, zaman zaman arama kurtarma tatbikatları devam ediyor. Elbette bu çalışmalar gerekliydi. Ancak bana göre ilgililer esas yapılması gerekli olan çalışmayı yapmadılar. Yaşanan depremlere baktığımızda, eğitilmiş insanlar tarafından kurtarılan insan sayısı yaşamını yitiren insan sayısı yanında çok küçük sayılara tekamül ettiğini görürüz. Elbette bir insan bile çok ama çok önemli; ancak bu rakamlar bize başka bir sonuç veriyor. O da şu ki; Yıkılan binalardan insan kurtarmak çok zor. Bir kişinin kurtarılması için ortalama 17 saat/kişi zaman harcandığı söyleniyor. İstanbul özeline baktığımızda, yol ve yapı kalitesi gerçeği ile bu kurtarma sürelerinin daha zor ve uzun süreceği bir gerçek. Bu çalışmaları takdirle karşılıyorum. Ceset torbaları bile hazır. Ancak binaların yıkılmaması için ne yapıldı? (Yapılanlar ihmal edilecek kadar az olduğundan) hiçbir şey yapılmadığını söyleyebiliriz. Kadıköy örneğinden yola çıkarak, Kadıköy'deki bina sayısı 50766.,d.d. 1998 deprem yönetmeliğinin uygulamasından sonra yapılan bina sayısı 3706 dm yani 47.060 binanın az yada çok güçlendirmeye ihtiyacı olduğu düşünülebilir. 17 Ağustos 1999 depreminden sonra İMO ve Mimarlar odasından destek alarak Kadıköy de 4000 binada gözle tarama yaptık. Binaların % 70'inde korozyon yorgunluk standartlara uymayan kolon giriş ebatları gözlendi. Tüm binalara karşın Kadıköy'de 1999-2005 yılları arasında güçlendirme ruhsatı alan bina sayısı sadece 50. Bu kadar az güçlendirme yapılmasının nedenleri nelerdir? Diye kendimize sormalıyız. Türkide'ye de G.S,M.H. den kişi başına düşen gelir, 2500 – 3000 $ civarında, Kadıköy de tahmin edilen 6000 – 8000 $ civarında gelir düzeyi Türkiye ortalamasının üzerinde. O halde sadece ekonomik nedenlere bağlı değil. Benim de bildiğim bir çok bina var hissedarlarından bir veya iki kişinin muavfakatını alamadıkları için binayı yenileyemiyorlar. Binalardan bir kısmı ise yıkıldığında aynı büyüklükte bina yapamadıkları için yenilemekten kaçıyorlar. Tabi ki vurdum duymazlık, “Bana bir şey olmaz” mantığıda hakim,
Tüm bunlar göz önüne alındığında yapılacak öneriler aşağıdaki gibi özetlenebilir; 1- Ekonomisi yetersiz olanlara uygun şartlarda kredi olanakları sağlanmalı. 2- Kat mülkiyet yasasında değişiklikler yapılmak muavfakat hissedarların tümünden değil belki bir oranda aranmalı örnegin; % 5l veya 2/3 gibi aranmalı. 3- Valiliklere veya Belediyelere risk taşıyan binaların tamamamını veya bir kısmını zorunlu satın alma yetkisi verilmeli. Böyle bir çok uyuşmazlık çözülecektir. 4- İmar hakkının devri yada sertifikalandırılması ile ilgili uygulamalar getirilmeli. Tehlikeli bölgelerdeki insanlar başka bölgelere arsa veya konut tahsisi ile taşınabilmeli. 5- Binaların güvenirliliğini tespit edebilmeleri için kişilere veya Belediyelere kredi olanakları sağlanmalı. Belediyelerin bölgelerindeki tüm binalar test ettirmeleri zorunlu kılınmalı. 6- İstanbul'daki binaların %65 i kaçak veya ruhsata aykırı olduğu biliniyor. İskansız binalara güçlendirme izni verilemiyor. Bu konuda alternatif çözümler üretilmeli.
| |