Basında çıkan haberlerden birkaç alıntı

Köroğlu Gazetis - 05.11.2007

Deprem gerçeği AİBÜ’de tartışıldı

(05-11-2007)  Abant İzzet Baysal Üniversitesi ve Depremle Savaş Derneği işbirliği, Mimarlar Odası Bolu Temsilciliği ve İnşaat Mühendisleri Odası Bolu Temsilciliği’nin katkılarıyla düzenlenen “Deprem Binalarımız ve Önlemler” adlı konferans İzzet Baysal Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi. Toplam 4 oturum olarak gerçekleşen konferansa, ülkemizin çeşitli üniversitelerinde görev yapan akademisyenler, sivil toplum örgütlerinin temsilcileri katıldı. Konferansın açılış konuşmasını yapan Abant İzzet Baysal Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Atilla Kılıç, ülkemizin 1999 yılında deprem gerçeğiyle acı bir şekilde tanıştığını belirterek, “Bu bir doğa olayı ve ülkemizin var olan bir gerçeği. Deprem bu topraklarda her daim olmuştur ve de olacaktır. Bizim büyük acılar yaşamamıza neden olan artık hepimizin bildiği gibi deprem değil, bizim bu gerçeğe karşı bilinçsiz olmamızdı. Şimdi artık eksikliklerimizi görme ve bunları düzeltmek için çalışma zamanıdır. Bu konferansın bu anlamda ülkemizdeki deprem bilincini daha fazla geliştireceğini düşünüyor ve umut ediyorum” dedi.

“Mühendislerin iyi eğitilmesi lazım”Konuşmasına, “ Deprem kader değildir” diyerek başlayan Depremle Savaş Derneği Genel Başkanı ve İ.Ü. Mühendislik Fakültesi Öğretim Üyesi Doç Dr. Seyit Ali Kaplan, depremin binaya aktardığı etkiler, mevcut binaların durumu ve depreme karşı yapılması gerekenler konularını katılımcılara aktardı. Depremin bir kader olamadığını belirten Kaplan, “ Mühendislik hizmeti bilinçli yapılmalıdır. Aksi halde depreme karşı en baştan savunmasız kalırsınız. Deprem konusunda, mutlaka ama mutlaka iyi yapıların yanında, bilinç de gerekiyor. Bu bilinç ise ilk başta mühendislerde olmalıdır” şeklinde konuştu.

Prof.Dr. Naci Görür Konferansta, İTÜ’den Prof.Dr. Naci Görür “Beklenen Marmara Depremi ile İlgili Denizaltı Araştırma Sonuçlarında Son Durum”u adlı bir sunum yaptı. “Depremin Binaya Aktardığı Etkiler, Mevcut Binaların Durumu ve Depreme Karşı Yapılması Gerekenler”, “Medya Gözü ile Deprem Sorunu ve Çözüm Önerileri”, “Afet Yönetiminde İllerde Yaşanan Sorunlar ve Çözüm Önerileri”, “Bolu ve Adapazarı Zemin Özelliklerine Göre Depreme Karşı Emniyetli Bina Modelleri ve Modellerin Karşılaştırılmalı İrdelenmesi”, “Deprem Etkisi Altında Fethiye Yöresindeki Zemin ve Üstyapı Sorunları, Yapılan Uygulamalar ve Çözüme Yönelik Öneriler”, “Yapıların Güçlendirilmesi ve Depreme Karşı Etkili Donatı Detayları”, “Bolu-Düzce-Adapazarı İnşaat Mühendisleri Oda Başkanlarınca, Depreme Karşı Yapılması Gerekenler Konusunda Öneriler”, “Depreme Karşı Bina Güçlendirmesinde Yeni Teknikler”, “Düzce Yöresinde Güçlendirme Uygulamaları ve Sonrasında Olan Depremde Güçlendirilmiş Binaların Durumu”, “Türk Deprem Yönetmeliğinin Dünya Deprem Yönetmenlikleriyle Mukayese Edilerek İrdelenmesi”, “Aynı Binanın Türk Deprem Yönetmeliği 2007’ye Göre Farklı Çözümleri ve Sonuçların Karşılaştırılması” adlı sunumlar da konferansta ele alınan diğer konu başlıklarıydı. “Ülkemiz binlerce insanını kaybetti, felakete uğrayan insanlarımızın yaralarını sardı, mağdur durumdaki vatandaşlarımıza kucak açtı fakat depreme karşı hiçbir önlem almadı”Konferansta “Beklenen Marmara Depremi ile İlgili Denizaltı Araştırma Sonuçlarında Son Durum” adlı sunuyu gerçekleştiren İTÜ Öğretim Üyesi Prof. Dr. Naci Görür, özellikle Marmara Bölgesi’ndeki tehlikenin denizin altında olduğunu dile getirdi. Prof. Dr. Naci Görür, yetkililerin bu konuyu önemsemediklerini belirterek, Türk Hükümetlerinin bu konuya yeteri kadar eğilmediklerini ifade etti. Marmara Denizi’nde büyük araştırmalar yaptığını da söyleyen Görür, “Kuzey Anadolu Fay Hattı’nın ürettiği depremler batıya doğru ilerlemekte. Yaptığımız araştırmalar tehlikenin denizin altında olduğunu gösteriyor. Fakat biz ne yazık ki bu faya bir gözlem istasyonu bile kuramıyoruz. Biz yardım etmeyi yara sarmayı seven bir milletiz. Fakat önlem almayı bilmiyoruz. Bu ülke yüz binlerce insanı enkaz altında kaybetti, bu ülke mağdur durumdaki yüz binlerce milyonlarca insanın yarasını sardı, kucak açtı fakat önlem almayı beceremedi” dedi.

 “Marmara fayı hareketli”Marmara Denizi’nde yaptığı çalışmaları görsel sunum şeklinde anlatan Prof. Dr. Naci Görür, Marmara Denizi’nde bulunan fayın görüntülerini de salonda bulunanlarla paylaştı. Görür, fayın çok aktif ve hareketli olduğunun altını çizerek, “Denizde birçok araştırma yapıldı ve tehlikenin denizde olduğu anlaşıldı. Marmara’nın dibine 30 defa inildi. Ben gözümle denizin dibindeki fayı gördüm. 1230 metre derine 3 metrekare alanı olan küçük bir denizaltıyla indim ve orada 7 saat çalıştım. Fay apaçık ortada ve çok aktif bir yapısı var. Tabiri caizse Marmara’nın altı fokur fokur kaynıyor. Fay hattı boyunca bir çok su, gaz ve petrol çıkışları tespit ettik. Bu durumu yetkililere bildirdik söz vermelerine rağmen hiçbir şey yapmadılar. Marmara Denizi’nin altındaki bu aktif faya mutlaka gözlem istasyonları kurulmalıdır. Deprem işi siyasi değildir, parti ve ideoloji işi de değildir bunu aklımıza yerleştirip biran önce harekete geçmemiz gerekir. 1999 yılında o kadar büyük acılar yaşamamıza rağmen biz hala bu gerçeği hafife almaya devam ediyoruz. Durum hiç zaman kaybedilmeyecek kadar ciddidir” şeklinde konuştu.

Bolu Gündem - 06.11.2007

Depremle Savaş Genel Başkanı Doç.Dr. Seyit Ali Kaplan’dan çarpıcı açıklama:

"İnşaat Mühendisleri iyi yetişmiyor"

(06 Kas ım 2007)  Depremle Savaş Derneği Genel Başkanı ve İstanbul Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Öğretim üyesi Doç. Dr. Seyit Ali Kaplan, inşaat mühendislerinin yeterli bilgiye sahip olmadığını belirterek, “Yeterli bilgiye sahip olmadan mezun olan inşaat mühendislerinin yaptıracakları binalar elbette depreme dayanıklı olamazlar” dedi.

Abant İzzet Baysal Üniversitesi'nde düzenlenen “Deprem,Binalarımız ve önlemler” konulu konferansa konuşmacı olarak katılan Depremle Savaş Derneği Genel Başkanı ve İstanbul Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Öğretim üyesi Doç.Dr. Seyit Ali Kaplan, çarpıcı açıklamalar yaptı. “Depremin binaya aktardığı etkiler, mevcut binaların durumu ve depreme karşı yapılması gerekenler” konulu sunum yapan Doç.Dr. Kaptan, inşaat mühendislerinin iyi yetiştirilmediğinden söz etti.

ÖĞRENCİLERE YANLIŞ BİLGİ AKTARILIYOR
İnşaat fakülteleri öğretim üyelerinin öğrencilerine yanlış bilgiler aktardığını, depremin ikinci sınıf bir olaymış gibi göründüğünü anlatan Doç.Dr.Kaplan, “İnşaat fakültelerinin kendilerini yenilemeleri gerekiyor. Yeterli bilgiye sahip olmadan mezun olan inşaat mühendislerinin yaptıracakları binalar elbette depreme dayanıklı olamazlar. Türk Deprem Yönetmeliği 2007, dolgu duvarların statik sisteme etkisini dikkate almadığı için yapılan hesaplar gerçek durumu temsil etmemektedir” dedi.

“BU ÜLKENİN MÜHENDİSİYİM” DEMEKTEN UTANMAMALARI İÇİN

Mühendislere meslek içi kurslar verilerek bilgi seviyelerinin dünya standartlarına uygun hale getirilmesi gerektiğini hatırlatan Doç. Dr. Kaplan, şunları söyledi; “Mühendisler, gerçek bilgi ve tecrübeye sahip olmadıkça, depreme karşı başarı sağlanamaz. 'Ben bu ülkenin mühendisiyim' demekten utanmamak için inşaat mühendislerimizin gerçek anlamda iyi yetiştirmeleri gerekir.”

ÇIKMALI BİNALAR İÇİN YASAL DÜZENLEME GEREKLİ

Sunumunda çıkmalı binaların tuzaklarla dolu olduğuna dikkat çeken Doç.Dr. Kaplan, “Çıkmalı binalar depreme karşı direnç gösteremezler. Yasal düzenleme yapılarak çıkmalı bina yapımından vazgeçilmesi gerekir. Her inşaat mühendisi görev yaptıkları yörelerin depremsel özelliklerine göre kursa tabi tutulmalıdırlar. Mühendislerin, ustaların denetimi yapacak teknik kadronun gerçekçi eğitim ve tatbi ki kurstan geçirilmesi zorunludur. Aksi halde depreme karşı başarılı olmak mümkün değildir. Tarihi eserler niye yıkılmıyor? Onlara bakarak durumumuzu saptamamız gerekir. Deprem kader değil bir doğa hareketidir. Esas olan yapılan binaların yıkılmamasıdır” diye konuştu.